
Aslında hakemleri değil, çifte standardı yazıyoruz… Hem sahada, hem kurullarda hem de medyada yaşanan çifte standardı… Aynı duruma yapılan farklı uygulamaları. Aynı pozisyonlara yapılan farklı yorumları.
Pek çok Fenerbahçeli işler kötü gittiğinde eleştiri oklarını kendine yöneltir, sorunu kendi içinde arar (futbolcusunda, teknik direktöründe, başkanında veya yöneticisinde) ve bu şekilde çözmeye çalışır. İlkeli bir duruş bu. Ama sonuçları bazen dış etkenleri yok saymaya ve yanlış kararlar almaya yöneltebilir. Taraftar için böyle olduğu gibi, yönetim kanalında da var benzer bir sorun… (başka bir yazı konusu olsun.)
Oysa saha içindeki yakışıklı duruş pek çok yan etkene bağlı… Sadece iyi ve eksiksiz transfer, kaliteli topçular, istim üzerinde bir teknik direktör… Bunlar yetmez. Eldekilerin gelişip aşama kaydetmesi bir sürece ve istikrara bağlıdır. Motivasyon, kendine güven, kazanma alışkanlığı, inanç… Saydıklarım, süreci hızlandıran, başarının gelmesine yardımcı olan faktörler. Sadece teknik, taktik değerlendirmelerle iki sene öncesine kadar düşmemeye oynayan Bursaspor’un bu seneki gizli lider konumunu açıklayamayız. Ya da Sivasspor’un önceki iki senedeki performansı oyuncu kalitesi, Bülent Uygun’un taktik dehası neticesinde olmuştur diyemeyiz. Üst üste galibiyetle geçilen bir kaç hafta ardından gelen güven, kazanma alışkanlığı, inanmaya başlamak önemli etkenler… Devamı…