27 Şubat 2010
Nedir bu Arsenal’in başına gelenler? Ya da neden aynısı,defalarca Arsenal’in başına gelir?
Tweet23 Şubat 2010

İyi vurursan "gol" olur. Tutamazsan "gol" yersin
Peki olmayan nedir? Aslında sorunun cevabı basit değil mi?..
Gol… Skor… Sonuç…
Bir önceki yazıya dönelim; Ne demiştim? Oynadığımız şey, iyi futbol değil, göze hoş gelen futbol.
Göze hoş gelen futbol oynayabiliyoruz çünkü Türkiye liginin çok üzerinde bir orta saha zenginliğine sahibiz. Mehmet Topuz, Özer Hurmacı, Emre Belözoğlu, Cristian Baroni, Alex beşlisi ligin en dinamik, en mücadeleci orta sahası haline geldiler. Görev paylaşımları farklı olsa da hepsinin ortak özellikleri lig ortalamasının çok üzerinde pas yetenekleri ve teknik yeterlilikleri. Bakın en sert, en güçlü, en hızlı demiyorum… Var olan enerjileri ve istekleri teknikle birleşince ortalama Türk futbolcusunun üzerinde bir mücadele gücüne erişip (daha az kaybedip, daha az koşmak zorunda kalarak) topa sahip olma oranını arttırıyorlar.
Bu noktada iki sorunla karşılaşıyoruz; Devamı…
Tweet23 Şubat 2010

Fenerbahçe taraftarı kızgın !
İkinci yarının başından beri takımın çok iyi mücadele ettiğini ve “iyi futbol” oynadığını düşünüyordum. Aramızdaki tartışmalarda da hep bu düşüncemi ön plana çıkartmıştım. Dünden sonra ifademi değiştiriyorum… Mücadele evet ama oynadığımız şey, “göze hoş gelen futbol”.
Puan kaybedilen maçları anımsıyorum, maçlar sırasında gelen SMS’ler, mail gruplarına düşen mail’ler, düşüncemi doğruluyor… Devamı…
Tweet23 Şubat 2010

Lille maçında Guiza Türkiye kariyeriyle ilgili bir “dip” yaşadı… Maç genelinde daha kotü oynadığı günler olmuştu ya da kaçırdığı daha komik goller. Ancak Lille deplasmanında olanlar sıradan beceriksizliklerin ötesiydi. Alex’e veremediği pas, tam karşı karşıya kalacakken topa basıp düşmesi ve nihayetinde kaçırdıgı karşı karşıya pozisyon beceriksizliğin, yetersizliğin ve güvensizliğin birleşimiydi… Belki de bu yüzden pek çok insanda sabır tükendi. Son kalan tölerans parçacıkları da bitti.
Kendi adıma Güiza’nın Fenerbahçe’nin ideal forveti olmadığını düşünüyor ama belli özelliklerini de görmezden gelemiyordum. Maç sonu hissiyatım ise, bana koşmaktan, mücadele etmekten, patyayıcı deparlar ve hücümda hareketlilikten çok, kaleciyle karşı karşıya kaldığında topa basıp düşmeyen forvet gerektiğiydi. Kara delik olmayan bir forvet. Alex’in partneri olabilecek bir forvet. Çok sabırlı olan ben bile “yeter artık” seviyesine gelmişsem ve yakın çevremde (benim de var yakın çevrem) bunu bir süredir dile getiriyorsam, son derece önemli Bursaspor maçında kaçan 1-2 golden sonra tribünlerden Semih tezahüratları yükseleceği bellidir…
Devamı…
20 Şubat 2010
Bu satırları onları hatırlatmak, dışlandıkları spor dünyamızda haklarını verebilmek için yazmak isterdim. Ama vefat haberleri için oturuyorum ekran karşısına. Birkaç saat önce öğrendim Zekeriya Güçlü’nün hayatını kaybettiğini… Yaklaşık 3.5 ay önce safra kesesi ve pankreasındaki rahatsızlık yüzünden hastaneye kaldırılmıştı. İyileşiyor denirken vefat haberi geldi.
39 yaşındaki Bulgaristan doğumlu Güçlü, 1989′daki göç sırasında Türkiye’ye gelmişti. 1990′da serbest güreşte 115 kg’da gençler dünya şampiyonu olduktan 7 yıl sonra Rusya’da 130 kg’da altın madalyaya ulaşmıştı. 1994′ten beri serbest stilde kazandığımız ilk altın olmuştu.
Devamı…
18 Şubat 2010
Fenerbahçe yine sevimsiz, ne yapacağı belli olmayan bir takımla karşı karşıya. Türk futbol aleminin teknik detaylara girememenin getirdiği, kaçış noktası klişe lafı var hani, “ligde farklı Avrupa’da farklı oynuyor”. O cümleyi Lille için şöyle değiştireyim Futbolcuları tanımak, tarzlarını anlamak, takımın genel hücum ve savunma setleri hakkında fikir almak için lig, ama kulağınıza neyi küpe yapacağınızı belirlemek için avrupadaki grup performansına ve ligdeki büyük maçlara (mesela Lyon) bakmalısınız.
Öncelikle İspanyol ve İtalyan takımlarının arasından üst turu yakaladılar. Kuralar çekildğinde “aman düşmeyelim” diyeceğiniz eşleşmeydi. Devamı…
Tweet17 Şubat 2010
Not: Youtube’dan video sürekli “sildirtildiği” için isteyenler şuradan indirebilir:
Tweet12 Şubat 2010

Domino Etkisi
Önce Yılmaz Vural’ın açıklamaları ile ismi tarih sayfalarından çıktı. 1991-1992 sezonunda Bursaspor’un başında iken 3-0 kazandıkları Türkiye Kupası finali rövanşında Trabzonspor’a 5-1 yenildikleri maçta kalecileri Nitu’nun şike yaptığı bilgisinin geldiğini açıkladı. Bunun kendisine daha sonra Trabzon’a gittiği dönemde bir sohbet sırasında anlatıldığını belirtti (ilgili haber için tıklayın).
Tabi ortalık kızıştı… Ama en ilginç yanıt Nitu’dan geldi. Kendini savunurken, o dönemlerin bomba bir olayını tekrar dillendirmiş. Yani Bursaspor forması giydiği ilk sezonunda Galatasaray maçı öncesi bazı kişilerin kendisini arayarak şike teklif ettiği iddiasını… (Nitu’nun Açıklamaları)
Bizim gibi “unutma unutturmacılar” hatırlıyor. Ama işte bazen gündem size bunları yeni nesillerle de paylaşma fırsatı tanıyor. Olayın muhatapları kendilerini savunurken başka bir dosyayı açıveriyor.
İşte Nitu-Galatasaray-Bursaspor arasında o dönem patlayan ve fos diye sönen! “şike” haberlerinin kupürleri…
Hediye olarak, Adnan Polat’ın bu günlerde tekrar vitrine çıkardığı “kasap havası” ile ilgili külliyatın nadide örneklerinden birininin haberini de en sona ekledik… Devamı…
Tweet12 Şubat 2010
Daha çok yeni yazıldı bu sayfalarda “Seçmece Düdükler” yazısı.
O yazı içinden tek bir cümle:
- Başka bir korku da “Fenerbahçe lehine hata yapmak kariyer bitirir” -
Ve bugün Hakan Sivriservi’nin, hakemliği bıraktığı haberi.
5 Nisan 2008 tarihinde oynanan Fenerbahçe – Kayserispor maçında Fenerbahçe lehine hata yaptığı haftalarca konuşulan ve o günden bugüne kadar üst klasman hakemi olmasına rağmen kendisine maç verilmeyen hakem Hakan Sivriservi hakemliği bırakmış.
2 senedir verilen mesaj, kesin ve net olarak artık yerine ulaşmıştır.
Hakan Sivriservi’nin açıklamaları
Tweet12 Şubat 2010
1988 yılında Kırkpınar’da Altın Kemeri aldıktan bir yıl sonra henüz 25 yaşında iken vefat eden Recep Gürbüz gibi bir Antalyalı büyük güreşçi daha beyin tümörüne yenik düştü.
1994 ve 1998′de Kırkpınar’da başpehlivanlığı efsane Ahmet Taşçı’dan alan Cengiz Elbeye, tedavi gördüğü hastanede, 42 yaşında hayatını kaybetti. Teşhis, geçtiğimiz Mayıs ayında konmuştu ve yaklaşık 1 aydır da yoğun bakımdaydı.
Antalyalı Elbeye, çocuk yaşlardan başlayıp yıllarca babasının yanında hamallık yaptı. Devamı…
Tweet













