
Kendi kuyunu kazdın !
Kazanmak için “oyunu kuralına göre oynamak” ile “kazanmak için kural yaratmak” arasında fark var. Dün yaşanan (futbol içi veya dışı) onca şey arasında kanıma dokunan, Bilica’nın penaltı noktasını kazımasıydı. Tam anlamıyla küçük hesaptı. Ve arkadaşlarının alın terine gölge düşürdü. Kirletti. Önümüzdeki sene bizimle olmamalısın. En azından kalplerimizde olmayacaksın.
Bilica’nın sergilediği acizliğe üzülürken, Fenerbahçe bloglarının sergilediği duruşa ise sevindim, hatta ne yalan söyleyeyim gurur duydum. Romantikçe biraz… Sözlerimizde samimiyiz diye düşündüm. Rakip takımın efsaneleştirdiklerini beğenmez ve istemezken, transferlerinde ise burulur, sadece iyi oyunlarını alkışlarken, samimiyiz. Hemen her blog’da, maç sonrasi Bilica görüntüsü ve benzer cümleler… Üstelik ben Türkiye standarlarında ortalama üstü bir stoper olduğunu düşünüyorum.
Bir önceki post’da bir takipçimiz, bize tabiri caizse “kusmuş”. Cenker Bey, bize yakışmayanı da yazarız merak etmeyiniz. Ama bırakın da çok değil 5-6 hafta önce şampiyonluk şansımızı “sıfır” görenlere inat, başardıklarımızı kutlayalım ve bize yakışanlara sarılalım… Ve sarılacağız da… Fenerbahçe katledilirken futbol konuşanlarla dalgamızı geçip, ne gariptir ki hala küçümsenen Alex’imizi alkışlayacağız.
Benim açımdan Bilica konusu kapandı. Hem burada, hem kalplerde… Çünkü o sadece penaltı noktasını değil, kendi kuyusunu da kazdı.