2 Mart 2010

Yanlış adama yanlış adamı şikayet

(Beşiktaş – Galatasaray maçındaki Fırat Aydınus üzerine)

Derbide ne oldu? 1-1 bitti. Kazansa eksik maçıyla Galatasaray’ın üzerine çıkabilecek Beşiktaş büyük fırsat tepti. Beşiktaşlılar aslında şaşırmış olmalılar. İsyan ediyor olmalılar. Fenerbahçe maçlarındaki Fırat Aydınus’u göremedikleri için… Belki kimse göze sokmadığından üzerinde durmadılar, farketmediler. Ya da nasılsa rakip Fenerbahçe değil, gereği yok kafaya takmanın dediler.

Mesela ilk yarıda çift sarı kartla atılacak Barış’a ve diğer kartlık pozisyonlara sırtını dönen biri vardı.  İkinci yarıda, 5-10 dakika önce İbrahim Üzülmez’in Keita’ya yaptığı hareketi gören yan hakem, burnunun dibinde Keita’nın attığı kırmızı kartlık dirseğe faul bile kaldırmadı.Bunlar skora etki eder mi??? Organize medya etmez diyorsa etmez.

Demek ki medya, Fenerbahçe-Galatasaray karşılaşmasından sonra gereken gözdağını da vermiş hakemlere. Aferin.

Bugün yine Keita’nın çok tacize maruz kaldığı ve kendini korumak için rakiplerine dirsek ve kroşe salladığını savunanlar var. Kimler tahmin ediyorsunuzdur zaten.

Nasılsa medya yanaşmayacak, geçmişi biz toparlayalım:

21 Eylül 2009 : Kasımpaşa-Galatasaray maçı. Keita, rakip futbolcu Sancak’ı yumrukladı. Sonra da skoru değiştiren adam oldu. Ertesi gün, eski hakem-şimdiki yazar Metin Tokat, Keita olayına hiç değinmeden Galatasaray’ın elle kesilen maç başı pozisyonunu maçı etkileyen tek olay diye gösterdi. O pozisyon sonrası hakemin faul ve kartlarda tamamen Galatasaray lehine kararlar verip, rakibi ezdirmesine değinmedi. Aksine “Galatasaray kazandı da paçayı kurtardı” dedi. Tabi ki canları isteyince görüntüden ceza veren kurul, Keita’yı görmezden geldi:

” Maçta skoru etkileyen hatalar yaptı. A.Güneş’in kale çizgi üstünde eli ile çıkardığı topa penaltı vererek bariz gol şansını engellediği için kırmızı kartını göstermeliydi. M.Baros’un attığı golün ofsayt gerekçesiyle iptali yanlıştı. Kewell’ı, ceza alanı çizgisi önünde arkadan formasından çekerek düşüren A.Güneş’e, bariz gol şansını engellemesinden sarı değil kırmızı kart çıkarmalıydı. A.Güneş iki kırmızı kartlık hareketine rağmen sarı kartla maçı tamamladı. Koray’ın kasıtlı kalecisine verdiği pası değerlendiremedi. Pozisyonlara uzak kaldığı için tartışmalı kararlar verdi. Faul ve kart uygulamalarındaki tutarsız kararları ile oyunun skorunu etkileyen hatalar yaptı. Galatasaray’ın kazanması ile tartışılmaktan kurtuldu. “

Büyük hakem ustası! Erman Toroğlu da yazısında sadece diğer pozisyonlara değinmişti.

Kasımpaşalılar ise isyandaydı:

“Sidal, İlker Meral’in karşılaşmaya damgasını vurduğunu ifade ederek, “8. dakikada Ali Güneş’in pozisyonunda vermediği penaltı ve kırmızı kartın etkisinde kalıp, karşılaşma boyuncu aleyhimize pek çok düdük çaldı. Maç 1-0 lehimize iken Keita’nın piste kadar uzattığı boks şovunu yardımcılarıyla birlikte izledi. Keita, kroşe yumruklarla Sancak’ı nakavt etti. Maalesef hakemin aleyhimize verdiği kararlar yenilmemize neden oldu” diye konuştu.

Karşılaşmada Galatasaraylı futbolcuların yaptıkları faullerin görülmediğini ileri süren Sidal, şunları kaydetti: “Herkes, Ali Güneş’e verilmeyen kırmızı kartı konuşurken, Emre Aşık’ın Azar’a arkadan yaptığı kasti harekete kimse bir şey söylemiyor. Direkt kırmızı kartlık pozisyonu kimse konuşmuyor. Ama ne şekilde olursa olsun takımızın ortaya koyduğu mücadele bize gurur vermiştir. Her geçen gün futbolumuzu daha ileri seviyeye getireceğiz. Herkes görecek ki Kasımpaşa, ligi iyi bir yerde tamamlayacaktır.”

Ligde yaptıkları 6 karşılaşmayı da yitirmelerine rağmen takımlarına olan inançlarının tam olduğunu anlatan Sidal, “Maalesef eski futbolculara aşırı şekilde güvenmemiz ve teknik heyet seçiminde yaptığımız hata bizi bu günlere getirdi. Ama hızlı bir şekilde düzelme göstermekteyiz. Bu hafta Kayserispor ile yapacağımız karşılaşmadan sonra Ankaraspor maçını ‘bay’ geçip, milli takım arasına gireceğiz. Bu 3 haftalık arada toparlanacağız. Bu aradan sonra herkes yeni Kasımpaşa’nın ne olduğunu görecek” ifadelerini kullandı.”

Keita ise ne kadar iyi niyetli olduğunu şöyle anlatıyordu:

“KASIMPAŞA karşısında son 45 dakikada oyuna girerek 2 asistle yıldızlaşan Keita, istediği gibi oyuna hakim olamayınca gerilimin yükseldiğini söyledi. Bazen bu tür görüntülerin ortaya çıktığını ifade eden Keita şöyle konuştu: “Sancak maçın başından beri böyle oynuyordu. Yerine girdiğim arkadaşıma da ilk yarı aynı şekilde davrandı. Bu hareketleri hakeme göstermek gerekiyordu. Bir kart aldım ve oyunun hiçbir anında saldırgan bir oyuncu olmadım. Oyunu kontrol ettiğimiz anlarda kalemizde gol gördük. Sonra pozisyonlara girip değerlendirmeye çalıştık.”

Medya böylece halının altına süpürdü. Kimse Keita’nın karakterini hedef göstermedi. Aksine Galatasaray mağdur imajıyla süslendiği için hakem hakkında “elinden gelenin en iyisini yaptı” diyen Rijkaard’ın ne kadar örnek ve alışmadığımız bir tavır sergilediği övülüyordu.

Derken Ekim ayında Fenerbahçe-Galatasaray maçı geldi. Malum, izleyenleri  değmeyen pet şişe ile (Pet bardağın, kesik şişeye evrimi) “hayati tehlikesi varmış” korkusuna sevkeden hareketlerle düştükten sonra Carlos’a dirseği geçirip oyundan atıldı. Pazar ve pazartesi, kimse fazla kurcalamadı, zira haklı kırmızı karttı. Ama klasik, 2 gün sonra söylemler değişmeye başladı. Yorumcular Carlos’un Keita’yı tahrik ettiğini, Keita’nın değmeyen pet şişe yüzünden sinirinin bozulduğunu, Fransa görmüş saygın saray çocuğu olarak böyle varoş vahşetine alışkın olmadığını (Fransa liginden bahsediyoruz, PSG, Marsilya vs’nin olduğu ülkeden) ve hazmedemediğini iddia ettiler. Ne yapsın çocuk dediler.

Fenerbahçe maçından 2 gün sonra, o örnek davranış sergileyen Rijkaard da ortama uydu. Oysa Keita’ya takımı yalnız bıraktığı için öfkeliydi ve haftalarca kızağa çekecekti: “Yaşananlar utanç verici. Provokasyonu iyi yapıyorlar, bizim ise sadece akıllı olmamız gerekiyordu. Yaşanan tüm olaylar Fenerbahçe’nin stratejisinin bir parçasıydı. Çünkü, bizim iyi bir takım olduğumuzu biliyorlardı. Ama ne yazık ki onların oyunlarına geldik” dedi.

Keita, aldığı veya almadığı darbeler sonrası sansasyonel düşüşleri, tiyatro ve sinema sahnelerini aratmamaya devam etti.  Hatta Atletico Madridliler bile bundan mahrum kalmadı (İlk Atletico Madrid maçı).

Ama o yıldız. Adnan Polat’ın dediği gibi ligimizdeki “kasap” futbolcular onu tahrik ediyor. Taciz ediyor. O da kasaplara anladıkları dilden cevap veriyor. Kasaplar onun kasaplığına cevap verince ne oluyor? Ceplerinde Galatasaray için ayrı faul ve kart kitapçığı taşıyan hakemlere sorun…

Paylaş :
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 1 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,