
İtiraf edeyim. İlk yurt dışı basketbol maçımı haklı gösterip, vicdanımı maddi yönden rahatlatma bahanelerimden biri de “görelim şu meşhur Olympiakos taraftarını ve deplasmanını” idi.
Yaşadığım hayalkırıklığını, zevkten dört köşe yapan skora rağmen unutmak imkansız.
Belki de fazlasıyla Türk basketbol seyircisi hallerini sergilemiş olmaları böyle şaşkınlık yarattı.
Pota arkasındaki Gate 7 delileri, her hafta düzenli çalışma yapan okul korosu uyumuyla, sektirmeden, sesi kısmadan kızılderili – latin amerika temposunun karışımıyla şarkılarını söylerken Fenerbahçe hücum ediyordu…
Hakemler rakip lehine düdük çalarken onlar şarkı söylüyordu. Saha kenarı tribünleri ıslıkla baskı kurmaya çalışırken onlar yine şarkı söylüyordu. Böylece “oturan” taraftarın da hevesini kırıyorlardı. Sahada sürekli cinlik peşinde koşan Teodosiç’in de…
Devamı…