26 Ağustos 2010
Bugün Fotomaç’ta Galatasaraylı futbolcu Cana ile ilgili şu haber çıktı. Tabi ki “kardeş” gazete Sabah’ın web sitesinde de:
“Galatasaray’ın Arnavut futbolcusu Lorik Cana ülkesinde Freski Rinore’ye konuştu. Devamı…
Bugün Fotomaç’ta Galatasaraylı futbolcu Cana ile ilgili şu haber çıktı. Tabi ki “kardeş” gazete Sabah’ın web sitesinde de:
“Galatasaray’ın Arnavut futbolcusu Lorik Cana ülkesinde Freski Rinore’ye konuştu. Devamı…
Fenerbahçe – M.P. Antalyaspor karşılaşmasında futbolcular üzerinden diğer futbolculara laf batırmalar, Aykut Kocaman’ı övebilmek için “yenilikler yapıyor, kanatlara önem veriyor, çalıştırıyor” diyerek sanki Fenerbahçe yıllardır başka birşey yapıyormuş gibi saçmalamalar, geçen yıldan beri duble spikerle dosajın hayati tehlike noktasına çıkarılması, vs vs. sıcaklarda tansiyonumuzu iyice yükseltti.
Madem o kadar para harcanıp Markus Merk transfer ediliyor, akıl sağlığımız ve futbol sevgimiz adına yabancı spiker istiyoruz. Kumandaların dil seçeneği, Ligtv kanalı için de ikilensin istiyoruz. İthal spikerin hangi dili konuştuğu ise şu koşullarda umurumuzda bile değil (Çince ve Arapça olmadıktan sonra öpüp başımıza koyarız).
Bugün ajanstan Ferrari-Servet Çetin takas haberi düştü. Meğerse teklif Galatasaray’dan gelmiş. Beşiktaş da sıcak bakmış.
Belli ki biryerlerden, birileri herkesin kulağına su kaçırmış. Haber metni ise “tarafsız” ajan sunumundan ziyade adeta “akıl verme”, “yol gösterme”, “yorum”,”temenni”,”yönlendirme” içeriyor. Devamı…
Bugün Vatan gazetesinde Gökmen Özdemir imzalı bir haber çıktı. Lucescu ile birebir yapılan sohbetin detayları yayınlandı. Lucescu, Elano hakkında olumsuz konuşmuş (ki bunlara katılıyorum, Elano’yu uzun süredir takip edenlerin hakim olduğu noktalardı zaten). Bakın ne demiş:
“ELANO’NUN performansını soran Lucescu “G.Saray onu sezon sonunda göndermek istiyor. Transfer pazarına çıkartacaklar. Ruslar istedi ama 2 ay önce satmadılar” cevabını alınca bazı gerçekleri daha net bir şekilde açıkladı. Shakthar Donetsk’te onunla 2 sezon çalıştığını ama hiçbir zaman Elano’nun beklenen seviyeye çıkamadığını belirten Lucescu şunları söyledi: Devamı…
Bir Türk takımının oynadığı Şampiyonlar Ligi finali sonrası haber başlığı
İşte meşhur Fenerbahçe’li medya huzurlarınızda. Haberi giren spor servisinde derin bir oh çekilmiş, şampanyalar patlamış resmen. Konuyu uzun uzadıya, enine boyuna yazmaya hiç gerek yok. İçindeki irini akıtan, kusan rezil bir başlık ve yaklaşım.
***
Bir de geçtiğimiz haftalarda yine bayan voleybolunda Avrupa’nin 3. kupasında Final Four oynayıp gerçekten gücü oranında başarılı olarak oynadığı 3.lük karşılaşmasını kazanan Galatasaray’ın maçından sonra Devamı…

Bilmece, bulmaca, anlamamaca, oturduğu yerden sallamaca...
Ebru, Marco Van Basten’den alıntı yapmış. Merak edene, 2 post ötede…
Bu da bizim topraklardan bir alıntı:
“Alex… Hani, Ali Sami Yen’de hakikaten bir şeyler oluyor ona herhalde. O kadar etkili değildi ilk yarı boyunca.”
Melih Gümüşbıçak, Dk.51
Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?
Güzide Türk spor medyasında, kendisini bunların arasında en eliti, en müstesnası olarak pazarlama çabası su götürmez bir gerçek olan NtvSpor’da yayınlanıyor “Spor Servisi” programı. Fuat Akdağ ve Mehmet Demirkol’un birlikte yaptıkları programın formatı ağırlıklı olarak günün gazetelerinde çıkmış spor haberlerinin yorumlanması üzerine kurulu klasik bir sabah programı. Neyse işte, bu bilgi amaçlı girizgahı fazla klasik cümlelerle uzatmak gereksiz.
Programın zorlama bir sempatiklik ve snobluk arası sürekli gidip-gelen ve bir yere oturamayan hali, önceden paylaşıldığı-paslaşıldığı çok belli olan fakat çok spontane rastlanıp okunuyormuş izlenimi verilmeye çalışılan haberlere çanak soru-cevapların havada uçuştuğu, haberlerin doğruluğunun ekseriyetle sorgulanmadığı, dedikodu olsa bile okunup imalı yorumlarla ucu açık bırakılan bir Türk spor medyası kendin çal kendin oyna klasiği. Devamı…
Maç anlatımlarındaki taraflılığın herhalde ayyuka çıktığı günlerdeyiz. Dün Eskişehirspor – Galatasaray maçını izleyenler bir ara kendilerini Gs Tv’de hissetmiş olmalılar. Okay Karacan’ın Trt’de anlattığı efsane Galatasaray – Antalyaspor maçından sonra, o etkiyi yaratmasa da Melih Şendil’in performansı hafızalarda hatırı sayılır bir yer edecektir.
Dün özellikle spiker Melih Şendil’in (orijinal haliyle “speaker” yani, “commentator=yorumcu” değil) maç anlatımı sırasında pozisyonları seçerek, kafasına göre yorumlaması hangi kalıba sığdırılabilir? Eskişehirspor’un 2 adet elle oynama pozisyonunu tüm maç boyunca diline dolayan, pozisyonlar yaşandığı anda bu pozisyonlara “direk elle oynama, hakem yanlış karar verdi” yorumuyla kendince nokta koyan, ekran başındaki izleyiciyi anlattığı maçla yönlendiren Melih Şendil… Devamı…
İBB – Fenerbahçe maçının meşhur pozisyonu… Guiza gole giderken çekilir, Fırat Aydınus faulü tespit eder. Ve olması gerektiği gibi kırmızı ile degil, sarı kart ile cezalandırır… Maç sırasında, kendi aramızda şakalaştık. Fırat Aydınus, Guiza nasılsa golu kaçırır diye düşündü, o sebepten kırmızı kart vermedi herhalde dedik. Pozisyonun “iyi niyet” çerçevesinde mantıklı bir izahı yoktu çünkü.
Ama bir spor yazarının olayı ciddi ciddi bu şekilde açıklayabileceği aklıma gelmemişti doğrusu. Hele ki Mehmet Demirkol’un…
Buyrunuz neler yazmış zat-ı muhterem; Devamı…
(UEFA Avrupa ligi maçlarından sonra yazılmıştır)
Fenerbahçe-Lille ve Galatasaray-Atletico Madrid eşleşme sonuçlarını yorumlayacağım. Yani medyanın putu ile elleri zevkten kaşınarak taşladıkları şeytanın takımlarına göz atacağız.Ama müdahale etmek gereken tirajik bir durum var: Galatasaray-Atletico Madrid karşılaşmasının, medyanın ikiyüzlülüğünü afişe etmesi.
Bugün radyo, televizyon ve gazeteleri, nereyi açarsanız açın ilk ve ağırlıklı olarak duyacağınız tek şey “hakem yaktı, o penaltıyı vermedi Galatasaray elendi”.
İzlediğini anlamayan, anlık düşünen veya kulüplere yakın olan isimler olsa sorun yok. Ama “Hakem konuşmamak lazım, hakemleri bahane etmemek lazım, ben prensip olarak hakemleri konuşmam, eee ne var ki bunda verse de olur vermese de olur” diyen tarafsızlar (tabi işlerine gelince), yabancı takımları, futbolcuları, teknik adamları, sistemleri öven, örnek gösteren okumuş etmişler işin içine girince var. Devamı…

29 Aralık’ta “Racon ve 2010” başlıklı bir yazı yazmış, ana fikri basketbol özelinden anlatmaya çalışmıştım. Tesadüf bu ya henüz bir hafta bile geçmemişti ki, tam da bahsettiğim gibi bir örnekle karşı karşıyayız…
Fenerbahçeli olduğunu bildiğim, blog’unu neredeyse açıldığı günden beri takip ettiğim ve basketbol bilgisine inandığım Anıl Aksaç, nam-ı diğer Salsabasket, Aliağa Petkim – Fenerbahçe maçını yorumladığı yazısında teknik detayların arasında Aliağa Petkim’in hakkının yendiğini düşündüğü iki hakem kararına değinmiş. Kritiğinin sonunda da Halil Üner’in hakem ve -son derece düzeysiz bulduğum- Tanjevic eleştirilerine yer vermiş. Ancak aynı kritikte maç içinde Fenerbahçe aleyhine yapılan hakem hatalarına ve maç sonunda Nedim Karakaş’ın ve Bogdan Tanjevic’in hakemler hakkındaki görüşlerine yer vermemiş.
Hakem hataları ile ilgili düşünceler “yorum”dur. Hele ki tekrarını izleyemediğimiz pozisyonlar için söylenenler ancak tahmin olabilir. Size göre hakem hata yapmıştır, bana göre yapmamış olabilir dolayısıyla yazılacak her türlü görüşe saygım var. Ancak maç sonrasında taraflardan birinin demecini aktarıp, karşıt görüşü vermezseniz tarafsız haberci kimliğinden uzaklaşmış olursunuz…
Yine de buraya kadar normal diyelim…
Ama yetinmemiş sevgili Anıl; Devamı…
Türkiye’deki tüm futbolcular bitti. Devir Alex’i takım arkadaşlarıyla kıyaslama devri…
Bakınız Hıncal Uluç ne diyor; “Özer 4 Alex eder !”
Bu kez, fikre matematiksel mantık ile yaklaşalım dedik…


Yetişkin -iri- bir tavşan saatte 55-70km sürate ulaşabilir.
Malum, Alex, medyamız ve spor yöneticilerinin gözünde bir ölçü birimi. Türkçemizde övgü sözcüklerinin köküne kibrit suyu döküldüğü için ancak Alex sabitli formülasyonlar ile derdimizi anlatabiliyoruz. Bu incilerden en yenisi Güvenç Kurtar’a ait. Kendisi Trabzonsporlu Alanzinho’yu överken “Alex’in hızlısı !” tanımını yaptı.
Biz Fenerbahçe’liler başka takım oyuncularına pek öykünmeyiz. Veya kendi beğenimizi – değerlerimizi – anlatırken rakip takımların değerlerinden uzak durmaya çalışırız. Doğrudur; bir kesim yıllarca “Hakan Şükür” tipli forvet aramıştır da bir Fenerbahçeli çıkıp, Aziz Pierre için, Hakan’ın iyi freekick atanı dememiştir mesela.
Nitekim Alex’de de benzer davranışları görüyoruz. Çokça şahit oldum; kendisinden teknik direktörünü değerlendirmesi istendiğinde, Alex hiç bir zaman “Güvenç Kurtar’ın daha bilgilisi” demedi. Ya da “Sinan Engin’in prensiplisi.” Ha keza Daum ve Zico karşılaştırmalarını çeşitli korelasyonlar ile açıklamaya çalışmadı. Kelime dağarcığını kullandı. Hocalarının farklı yönlerinden bahsetti.
Spor yorumcularımıza son bir kez ricada bulunalım; Alex’i rahat bırakın.
Tavşan mı? Yetişkin ve iri bir tavşan tehlike anında muhtemelen Alex’ten çok daha hızlı koşacaktır.
Düşünün ki, dün geceki Fenerbahçe – Sheriff Avrupa Ligi mücadelesini izlemediniz. Sabah bir iki gazeteye göz atıp “takım nasıl oynamış, nasıl bir maç olmuş acaba?” diye fikir sahibi olmak istiyorsunuz.
Sabah gazetesi alıyorsunuz, bir Galatasaraylı, Levent Tüzemen maçı yorumlamış. (Olur olur… Senelerin spor yazarı. O yazmayacak da kim yazacak?)
“Daum’un rotasyona gidip şans bulamayan oyunculara yer vermesi çok doğruydu. Rotasyonlu Fenerbahçe, temposu, yüksek mücadele gücü, hücuma dikine ve çabuk çıkışı ile göz okşadı. Futbolcular, Sheriff maçını ciddiye alarak, keyif vererek oynadı.
Özer, Semih, Uğur Boral ve Güiza’dan oluşan hücum hattının birbirleriyle yaptığı pas alışverişi çok uyumluydu. Uğur’un golde topa vuruşu mükemmeldi. Daum sezon başından beri Uğur Boral’a haksızlık ettiğini herhalde Sheriff maçında anlamıştır. “
Ohhh ohh… Keyfiniz yerine geliyor. Takım şiir gibi top oynamış yahu !
Az önce Şekip Mosturoğlu, Colin Kazım hakkında iki gündür yapılan “şike” haberleri hakkında Kanaltürk’te Türkiye’ye ve yozlaşmanın ziresine vurmuş medyaya hukuk ve gazetecilik ahlakı dersi verdi. Birkez daha Türk medyasının artık tek felsefesinin manşet fetişistliği ile önüne gelene, elinde yeterli bilgi olmadan,sağdan soldan gelen dedikodular,planlı haberler,masa başı senaryoları ile çamurlar atmak olduğunu ortaya döktü. Devamı…