9 Mart 2010

Bu işi sıradan futbol holiganlığıyla eş tutmaya, benzetmeye çalışanlar…

Heryerde oluyor diyerek politika yapanlar ve gerçekleri inkar edenler…

Bursaspor’a ilk yarıdaki maçta yaşananlar yüzünden ceza vermeyenler, kuralları ve yönetmelikleri eğip bükenler…

Sadece Bursaspor’da yaşananların bunu tetiklediğini düşünüp öncesinde, önceki birçok maçta yaşananları unutanlar ve o zaman kim neyi tahrik etmişti diye sormayanlar … Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , ,

8 Mart 2010

Bu yazıyı ertelemek doğru kararmış. Eskişehirspor-Galatasaray maçını beklemek doğru kararmış. İlk yarıda Eskişehirspor’un golündeki el’i görmeyen (daha önceki dakikalarda da Eskişehirsporluların ceza yayı üzerinde el’ini  çalmayan) bir hakemin, ikinci 45 dakikadaki hali standart Türk hakemi tiplemesiydi. 2-0 olunca Eskişehirspor kritik yerlerdeki faulleri alamaz oldu. Galatasaraylı futbolcular yıllardır alıştığımız gibi, maç krize girince ortamı germeye başladı. Arda sarı kart gördüğü dakikadan sonra hakemi ezdi. Ardından bırakın faulü, dışarda olan bir pozisyonda 2 hakem müthiş bir uyumla Galatasaray lehine penaltı verdi. Rakibinin ensesine vuran Elano, kafasına vuran Jo kart görmedi. İki sarılıklar paçayı kurtardı. Başta Arda olmak üzere hakeme horozlananlar da. İşte arada Eskişehirspor da kazara galibiyete ulaşmış oldu. Galatasaray, 4 sarı kart – kırmızı kart cezalarından yine müthiş töleranslarla muaf tutuldu. Mesela Beşiktaş maçında atılmayıp Kasımpaşa maçını çeviren Keita gibi…

Dönelim hafta sonuna. Tolga Özkalfa, hakem yorumlarımızın temelini oluşturan fikrimizi doğrulamak için misyon üstlenmiş gibi. Kendisine bu yüzden teşekkür ediyorum.

Bünyamin Gezer’e de teşekkür ediyorum. Bir Türk hakeminin nasıl süreçlerden geçirildiğini, kafasına ekilmiş korku ve şartlandırmalarla gördüğünü değil “büyük biraderlerin” istediğini çalmak üzere şekillendirildiklerini ispatladı.
Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , ,

8 Mart 2010

Manisaspor – Denizlispor karşılaşmasının 9. dakikasında, Mehmet Güven ile girdiği pozisyonda ayağı dört yerden kırıldı Denizlisporlu genç Güray’ın. Sezonu kapattı. Pozisyonu başka açıdan göremedim. Birşey diyemiyorum… Geçmiş olsun, işi çok zor…

Manisaspor – Denizlispor (özet)

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

2 Mart 2010

Yanlış adama yanlış adamı şikayet

(Beşiktaş – Galatasaray maçındaki Fırat Aydınus üzerine)

Derbide ne oldu? 1-1 bitti. Kazansa eksik maçıyla Galatasaray’ın üzerine çıkabilecek Beşiktaş büyük fırsat tepti. Beşiktaşlılar aslında şaşırmış olmalılar. İsyan ediyor olmalılar. Fenerbahçe maçlarındaki Fırat Aydınus’u göremedikleri için… Belki kimse göze sokmadığından üzerinde durmadılar, farketmediler. Ya da nasılsa rakip Fenerbahçe değil, gereği yok kafaya takmanın dediler.

Mesela ilk yarıda çift sarı kartla atılacak Barış’a ve diğer kartlık pozisyonlara sırtını dönen biri vardı.  İkinci yarıda, 5-10 dakika önce İbrahim Üzülmez’in Keita’ya yaptığı hareketi gören yan hakem, burnunun dibinde Keita’nın attığı kırmızı kartlık dirseğe faul bile kaldırmadı.Bunlar skora etki eder mi??? Organize medya etmez diyorsa etmez. Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 1 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,

12 Şubat 2010

Domino Etkisi

Domino Etkisi

Önce Yılmaz Vural’ın açıklamaları ile ismi tarih sayfalarından çıktı. 1991-1992 sezonunda Bursaspor’un başında iken 3-0 kazandıkları Türkiye Kupası finali rövanşında Trabzonspor’a 5-1 yenildikleri maçta kalecileri Nitu’nun şike yaptığı bilgisinin geldiğini açıkladı. Bunun kendisine daha sonra Trabzon’a gittiği dönemde bir sohbet sırasında anlatıldığını belirtti (ilgili haber için tıklayın).

Tabi ortalık kızıştı… Ama en ilginç yanıt Nitu’dan geldi. Kendini savunurken, o dönemlerin bomba bir olayını tekrar dillendirmiş. Yani Bursaspor forması giydiği ilk sezonunda Galatasaray maçı öncesi bazı kişilerin kendisini arayarak şike teklif ettiği iddiasını… (Nitu’nun Açıklamaları)

Bizim gibi “unutma unutturmacılar” hatırlıyor. Ama işte bazen gündem size bunları yeni nesillerle de paylaşma fırsatı tanıyor. Olayın muhatapları kendilerini savunurken başka bir dosyayı açıveriyor.

İşte Nitu-Galatasaray-Bursaspor arasında o dönem patlayan ve fos diye sönen! “şike” haberlerinin kupürleri…

Hediye olarak,  Adnan Polat’ın bu günlerde tekrar vitrine çıkardığı “kasap havası” ile ilgili külliyatın nadide örneklerinden birininin haberini de en sona ekledik… Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 4 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , ,

12 Şubat 2010

Daha çok yeni yazıldı bu sayfalarda “Seçmece Düdükler” yazısı.

O yazı içinden tek bir cümle:

- Başka bir korku da “Fenerbahçe lehine hata yapmak kariyer bitirir” -

Ve bugün Hakan Sivriservi’nin, hakemliği bıraktığı haberi.

5 Nisan 2008 tarihinde oynanan Fenerbahçe – Kayserispor maçında Fenerbahçe lehine hata yaptığı haftalarca konuşulan ve o günden bugüne kadar üst klasman hakemi olmasına rağmen kendisine maç verilmeyen hakem Hakan Sivriservi hakemliği bırakmış.

2 senedir verilen mesaj, kesin ve net olarak artık yerine ulaşmıştır.

Hakan Sivriservi’nin açıklamaları

baran, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 1 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : ,

12 Şubat 2010

Frank Rijkaard, Kayserispor maçı sonrası yaptığı basın toplantısında açıkça Jo’yu sakatlamakla suçladı ve kınadı Antalyaspor’lu Yalçın Ayhan’ı. Eski Galatasaray oyuncusu olduğunu da kast ederek ne demek istediğini kendisi bilir de…

Sonra ayan beyan ortaya çıktı pozisyonda Yalçın’ın bir alakası olmadığı. Ben bu konuda Rijkaard’dan bir açıklama ya da özür duyamadım? Kamuoyu çok sever bu konuları da pek ses eden yok. Hele Türk Spor Medyası. Onlarda çok fazla ilgi göstermediler. Halbuki Galatasaray ve Rijkaard cephesi takım ve oyuncu ismi vererek bir linç kampanyası başlattı. Hani Adnan Polat dün diyordu Divan Kurulu toplantısında;

 ”biz hakem, futbolcu ya da takım ismi vermeden uyarı yaptık!“,

ortamı germemek için susuyoruz!“.

Yani takım, futbolcu ismi vermiyoruz! diyor Galatasaray başkanı ve bu susar halleri hem kendisinin, yönetimin ve teknik direktörünün. Devamı…

baran, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , ,

11 Şubat 2010

Geçtiğimiz perşembe Fenerbahçe deplasmanında, Sercan’ın top yokken yerde kaldığını ve kıvrandığını, kenarın da hiç beklemeden değiştir yaptığını görünce içimiz gitti. Al işte, birinin daha bağları koptu dedik. Tam forma girmişken gitti dedik. O pozisyon öncesi niye bu kadar zorlayıp depar attı dedik.

Neyse ki Uğur kadar talihsiz değildi Sercan. 2 haftaya düzelir haberleri geldi.

3-4 gün sonra da rövanşa yetişme şansı var dendi. Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 3 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , ,

11 Şubat 2010

Galatasaray Yöneticiliği Sertifika Programı kayıtları sürüyor.

Kulüpten yapılan açıklamada, yaklaşan seçimler öncesi, yeni yüzler yaratmak ve yıpranmış bazı yöneticilerin yerine genç isimleri adapte edebilmek için her seçim öncesi yinelenen sertifika programına kayıtların devam ettiği vurgulandı.

Program 4 hafta sürecek. Bu süre zarfında teorik dersler yanında eski ve halen görevde olan bazı yöneticiler ile sohbetler düzenlenecek… Geleneksel açılış konuşmacısı daha önceki programı yüksek başarı ile bitiren Haldun Üstünel…

Programa kabul edilmek için yeterlilik sınavından geçebilmek gerekiyor. Sorular adayların Galatasaray gündemine olan hakimiyetlerini ölçmeye yönelik. Sınav iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde katılımcıların önceden belirlenmiş bir konu hakkındaki görüşlerini kompozisyon biçiminde yazmaları isteniyor. İkinci kısımda ise proje sunmak gerekiyor. Daha önceki senelerdeki sorular arasında ;”UEFA Kupasını pazarlamak”,  ”Ev ekonomisi ve kemer sıkma yöntemleri”, “Parasız motivasyon”, “Fatih Terim’i anlamak”, “Bedelsiz oyuncu transferi” konuları dikkati çekmişti. Proje ise son on senedir değişmemiş ve adaylardan “Stad Maketi” istenmişti. Bu seneki proje tam bir muamma ancak kulüp içerisinden edindiğimiz bilgiye göre kompozisyon konusunun “Kadıköy Sendromu” olması kesin gibi.

Sevgili rakibimizin yönetici adaylarına kayıtların hafta sonuna kadar süreceğini ancak sınırlı sayıdaki kontenjanın dolmak üzere olduğunu hatırlatıyoruz.

Aşağıda Sertifika Programı süresince okutulacak olan ders kitapları ve kişisel eğitim serilerinin listesini bulabilirsiniz; Devamı…

altug, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler :

11 Şubat 2010

 

Kral benim!

 

Son yıllarda derdimi anlatmak için  insanları bıktırana kadar verdiğim bir örnek var. Alex’in Türkiye’ye geldiğinden beri gördüğü sarı kartların bilançosu (Kompleks Alex). Hani Alex’in her yıl Galatasaray’ın, gayet de sağlam ve sert oynayabilen stoperlerinin toplamına yakın veya fazla kart gördüğü ile ilgili.

Derdim nedir? Türkiye’de skora etki edenin golle sonuçlanan kararlardan ziyade (el kol, penaltı,ofsayt),  fauller ve kartlar olduğunu gösterebilmek. Ama yorumcular ve hele hele emekli hakemler için şov imkanı anlık düdüklerden geçiyor. Böylece tek pozisyon üzerinden istedikleri maçın kaderinin değiştiğini iddia edip ilerideki maçların kaderini değiştirmek için hakemleri kafa kola alıyorlar, kamuoyuna yalan söyleyip aylarca ve yıllarca propaganda yapabiliyorlar (bakınız Konyaspor-Fenerbahçe sonrası). İstedikleri maçta da “geçiniz kardeşim, verse de kimse birşey diyemez, takdir hakkını kullanmış, iyi oynamadılar ki verse ne farkeder, ilke olarak hakem konuşmuyor ve yazmıyoruz” gibi ermiş hallere bürünebiliyorlar (bakınız Fenerbahçe-Diyarbakırspor maçı sonrası). Milli maçlarda ise tüm bu ermişlerin tek derdi “hain hakem” oluyor. Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 3 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , ,

3 Ocak 2010

Bu ülkede kimse sistemin sahipleri aleyhine konuşamaz. Hakemi, futbolcusu, teknik direktörü, eski yöneticisi,  malzemecisi,vs vs. Zira eğer aktif olarak sektörün içinde iseler ortada kalırlar, beş kuruş para kazanamazlar. Kariyerleri biter, süründürülürler. Eğer emekli olup başka yapacak işleri yok ise yine aç kalırlar. Televizyonlara çıkamaz, büyük gazetelerde köşe bulamazlar.

Medyanın durumu daha da vahimdir. Asli görevleri kamuoyuna doğruları yansıtmakken, sistemin ağabeylerinin kulları olmuşlardır. Yani işlerine, iş ahlaklarına ihanet ederler. Çoğu şeyi bilirler, kimin eli kimin cebinde, kim kimin ayağını kaydırıyor, hangi lobi oyunları dönüyor içki sofralarında konuşurlar. Ama televizyon karşısına çıktılar mı çiçeklerden, havadan sudan ve ağabeylerinin konuşmalarını istedikleri konulardan bahsederler. Ahlak ve adaletleri sürekli yön değiştirir. Savundukları ve karşı çıktıkları değerler de. Gerçekleri bildikleri halde, belki de suratına bakmayacakları insanlara yalakalık yaparlar. Överler. Emek verenleri, işini yapmaya çalışanları manşetleri, yalan haberleri, ters propagandaları ile ezerler. Yıldırırlar.Yıpratırlar. Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 11 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , ,

1 Ocak 2010

(Bu yazı 31 Aralık 2009 günü karalanmıştır…)

Kayserispor menajeri Süleyman Hurma şu an Ligtv’deki Futbol Gündemi programında dert yanıyor. Sözleşmeleri devam eden futbolcularını kendileriyle konuşmadan “ayartmaya” çalışan kulüplerle verdikleri mücadeleleri anlatıyor. Önce Gökhan Ünal, sonra Mehmet Topuz, şimdi de takım kaptanı Ali Turan. Taktiğin amacı belli: Futbolcuyla perde arkasında anlaş, “biz hallederiz” diye kandır,haberleri sızdır ama asla resmi açıklama yapma ki “bunlar dedikodu” diye sıyrılabil, futbolcunun takımıyla arasını bozmasını sağla, kulübü köşeye sıkıştır, kadro dışı bırakmalarına sebep ol, sonra da o kulübü razı olmaya mecbur et. Medya içindeki “yandaş yorumcular” ile “futbolcu mal mı” ajitasyonu ile baskıyı artır. Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 4 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , ,

27 Kasım 2009

manu_bjk_1

Yedeklerle çıkmak Manchester United’ın, yani Alex Ferguson’un tercihidir. Sistem takımı olmalarının verdiği rahatlıktır. Bu tercih, her sonucu taşıyabileceklerine güvenmelerinin sonucudur. Skor neyse ne, yazacak isim Manchester United’dır. Evinde kaybetmeyen United. Yedeklerle bile. Kısacası Beşiktaş önemli bir iş başardı.

Ama esas motivasyonları, soğukkanlılıkları şaşırtıcıydı. Sahaya çıkmadan rakibin isminden korkan ve bu yüzden bildiklerini bile unutup kapasitesinin altına düşen Türk takımı kimliğinin tamamen zıttı havaları şaşırtıcıydı. Bu belki son saniyedeki golle kağıt  üstünde sonuçsuz kalabilirdi ama 90 dakika planlarından uzaklaşmadıkları gerçeği değişmeyecekti. 

Yedek kadro karşısındaki skorun gerçekliğini en çok Fenerbahçeliler tartıştı belki de. Bunun altında yatan sebep ise 5 yıl önceki maç. Fenerbahçe İstanbul’da yine üst turu garantilemiş Manchester United’ın yine yedek ağırlıklı kadrosunu 3-0′lık skorla geçtiğinde, Türk medyası alaycı tavırlarla skoru aşağılamıştı.Üstelik 2004′deki takımın kapasitesi ve kalitesi, birbiriyle oynama becerisi, şimdikinden daha yüksekti:

Tim Howard, Phil Neville, Wes Brown (Gerard Pique), David Bellion, Liam Miller (Chris Eagles), Eric Djemba-Djemba, John O’Shea, Kieran Richardson (Jonathan Spector), Darren Fletcher, Quinton Fortune, Cristiano Ronaldo

fb_manu_3

Bu yüzden ister istemez “Peki şimdi Beşiktaş’ın yaptığı neden bu kadar büyütülüyor” fikri doğuyor.

İşte tirajik ve kıvrak medyanın ektiği kötü tohumların ve futbola verdiği zararın net örneklerinden biri daha.

(Oysa başka konuşulması gereken şeyler de var: Şampiyonlar Ligi’nde esas amaç kendine eş veya altta kalan takımlara üstünlük kurmak, iç sahada asla onlara puan bırakmamaktır. Kaymak tabaka rakiplerden ise iç sahada puan kapmaktır. Belki bu sefer Avrupa Lig umudunu devam ettirmek için galibiyetten başka çıkar yol yoktu. Ama bu tip skorları ölçülü ve sakin değerlendirmek gerekir ki medyanın sürekli beslediği “sükse yapalım, Avrupa bizi konuşsun” pompalarına kanıp esas hedeflerden sapılmasın. Takımlar Wolfsburg, CSKA, vs maçlarına daha diri zihinlerle çıkabilsin.

Diğer meseleye ise Fenerbahçeli futbolcuların kafa patlatması gerek. İlk 45 dakikadaki oyun üstünlüğüyle iyice havaya girip, “biz nasıl olsa yeneriz” zihniyeti yüzünden Beşiktaş’a mağlup oldular. Birinci gol bu yüzden takımı şoka soktu. Henüz üst üste 2 maç birbirine yakın dikkat seviyesine ulaşamıyorlar. Hemen belirtelim, bu teknik direktörle ilgili değil. Biraz Fenerbahçe geleneği gibi. Beşiktaş, kaybetse iyice dibe batacağı derbiyi kazanıyor daha dikkatli olduğu için.  3 gün sonra Avrupa’nın en zor ve istatistiksel olarak galbiyetin en imkansız olduğu deplasmanına hazır çıkıyor. 90 dakika taktikten ve görevlerinden taviz vermeden…. Şu ana kadar Fenerbahçe’nin puan kayıplarının kökeninde biraz da bu yatıyor. Her maç elbette aynı motivasyonla ve disiplinle oynanamaz. Mantıklı değil. Ama en azından 90 dakika içinde istikrarlarını yakalayana kadar problem yaşayacaklar.

Son not ise: sadece savunma yaparak oynamayı gelenek haline getirmek futbolu yaralamaktır.)

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,

25 Kasım 2009

kidfinger

 

Keita önünden geçen pet su bardağı ile tahrik olur, Fenerbahçe’li bir oyuncu küfür ve yığınla yabancı madde ile olmaz.

Arda itilince tahrik olur, Kinsey yumruk yiyince olmaz.

Hakan Balta gol atınca tahrik olup kol çıkarır, Fenerbahçe’li oyuncu dayak yiyince olmaz.

Galatasaray’lı, bir çocuktan ya da bir parmaktan tahrik olur, Fenerbahçe’li üzerine yağan yabancı madde ve küfürden olamaz.

O gün Adnan Polat ve salondakilerin %90′ının derdi “Fenerbahçe kaidesi”nin acısını çıkarmaktı. Sövmek, dövmek, cinnet geçirmek, ama bir şekilde, herşeyi yaparak kazanabilmek. Tatmin olmak.

abipolay

Ceza alsalar, ligden atılsalar umurlarında bile değildi aslında. Fenerbahçe’yi yenmek tek amaç. ASY’de de aynısı olacak. Kadıköy’de kazanamamanın bedeli ödetilmeli.

Şimdi 1 parmak ve 1 çocuk kışkırttı. Oysa her sene Ayhan Şahenk’de-Ahmet Cömert’te bu da yoktu. Peki o zaman ne kışkırttı? Çubuklu formayı görmek mi? Voleybol salonlarından, yüzme yarışlarına kadar her yerde ısrarla olay çıkartanlar, sahalara, salonlara, havuzlara küfür ve yabancı madde yağdıranlar şimdi de bir parmağa takıldılar? Ya da maçtan önce protokol tribününe üstünde Fenerbahçe formasıyla gelen 8 yaşında bir çocuğa?

Neden tahrik olunduğu çok belli. Fenerbahçe adı yetiyor.

Bahane kapsamındadır. Yavaş yavaş zımnen, belki bir zaman sonra disiplin kurullarına gönderilen savunmalarda alenen ceza indirimi için tahrik kapsamında gösterilir.

baran, Basketbol, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

7 Kasım 2009

bulentyildirim

Görüntüler Trt’de yayınlanan İleri 3′lü programından.

Geçtiğimiz hafta hakem Bülent Yıldırım’ın, Galatasaray – Sivasspor maçında 6 saniye kuralını uygulayarak verdiği karar ve yine aynı Bülent Yıldırım’ın henüz 2 hafta önceki Gaziantepspor – Fenerbahçe maçında, Gaziantepspor kalecisinin topu elinde 11 saniye tutmasına rağmen bu kuralı uygulamayışı.

Videoda bonus olarak Mustafa Kamil Abitoğlu’nun Fenerbahçe – Sivasspor maçında iki değişik pozisyonda topu elinde 14 ve 12 saniye tutan kaleci Petkovic’e müsamahasıyla yalan olan 6 saniye kuralı bulunmakta.

Buyrun izleyin…

orijinal link (http://www.youtube.com/watch?v=Z6jEDMbOKmI)

baran, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 3 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.