31 Aralık 2011

Şili’de sosyalizm yanlısı Salvador Allende darbeyle devrilip makamını bırakırken 1973 Eylül’ünde yaptığı son ve uzun konuşmasında şu sözlere yer veriyor:
“Bu tarihi değişimde yer alarak halka olan sadakatimi hayatımla ödeyeceğim. Ve onlara (darbecilere) diyeceğim ki, binlerce Şililinin bilincine ektiğimiz tohumlar kurumayacak. Güçleri var ve bize hakim olabilirler, ama toplumsal gelişmeler ne suçla, ne de dayatmayla esir edilebilir. Tarih bizimdir ve tarihi halk yazacaktır”
Aylardır süren ve Fenerbahçe üzerinden yürütülen kaosta sona yaklaştık. Ellerinde ne var ne yok ortaya dökenler artık son koz olarak mahkemeyi beklemeden bazı kurul kararlarıyla sonuca gitmeye çalışıyor. Bugünlerde gündem 58. madde.
Tavrımız net: “Fenerbahçe pazarlık yapmaz”
Bunun yanında kulüp avukatlarımızın gerek Twitter’dan gerekse de çeşitli yayın organlarından taraftara ilettiği mesajlar bir nebze de olsa gönüllere su serpiyor.
Mesaj çok açık: “savunmayı bekleyin, içiniz rahat olsun”
Sürecin başından beri başkan ile birlikte titizlikle çalışan Türkiye’nin en iyi avukatları, bu süreçten teker teker aklanacağımızı ve yapılanların delilleriyle birlikte savunmada ortaya konacağını iletiyorlar. “Dava”ya öylesine inanıyorlar ki “ben bu dava için adımı ve mesleğimi ortaya koyuyorum, kazanacağımız üzerine istediğiniz kişiyle iddiaya girebilirsiniz” diyecek kadar da cesurlar.
Aylardır sürdürülen ve beyinleri zehirlemek üzerine kurulu senaryolarda iddianamelerin, telefon konuşmalarının ve iddia tarafının benzeri tüm kurşunlarının ortaya dökülmesi de ortaya enteresan bir tablo çıkardı. Gördük ki Fenerbahçe’nin “ak” olduğunun iadesini talep eden avukatlarının sayısı onbinler mertebesinde. Hem de en gönüllülerinden.
Binlerce, onbinlerce taraftar oturup yine o binlerce sayfalık “yığın”ı okumaya başladığından beri “doğu, batı, kuzey, güney” her bir yönden iddiaların tutarsızlığına dair ince elenip sık dokunmuş sonuçlar derleniyor ve bunlar sosyal medya üzerinden avukatlarımıza iletiliyor. Yani savunmayı aslında avukatlar değil bizzat bu “cumhuriyet”in halkı yapıyor.
Başından beri bu “halk”ın talep ettiği en temel şey, vicdanları yaralamayacak şelilde adil bir yargılamaydı. “Azizbahçe” veya “padişah” yakıştırmalarına cevap olarak başkan ve diğer yöneticilerin birer sembol olduğu ve Fenerbahçe’yi temsil ettikleri gerçeği vurgulandı. Fenerbahçeli, Aziz Yıldırım’a yapılanların onun şahsına değil, Fenerbahçe’ye yapıldığını kabullendi.
Zaman içerisinde ortaya çıkanlar gösterdi ki hedef Türk futbolunu temizlemek veya kirli olduğu söylenen 5-10 takım ya da kişi değildi. Bizzat Fenerbahçe ve onun başında çok güçlenmiş olarak bulunan bir başkanının olmasıydı problem. Kelle istediler. Taraftar vermedi.
Günlerdir aklımızın ucunda değil mi şu sözler? “Son maçı kaybetseydiniz bu soruşturma olmazdı.”, “Son x maçın sonucunu biliyorduk, maçları gülerek izledik.”, “Kişilerle kurumları ayrı tutmak lazım.” ve daha nicesi… İnceden inceye satır aralarında “eğer başkandan vazgeçseydiniz, düzene karşı çıkmasaydınız başınıza bunlar gelmezdi” mesajı iletildi. Yani kabul edin, aykırılık yapmayın, siz de uslu birer çocuk olursanız Şirinleri görebilirsiniz…
Topuk Yaylası’nda binler, Bağdat Caddesi’nde köprüye yürüyen onbinler ve aylar sonra halen bile Kadıköy’de mitinge koşan 7′den 77′ye inatçı itaatsizler buna karşı dik bir şekilde durdu. Ne pazarlık yaptı, ne de yola çıktığı kişileri arkada bıraktı. Türkiye’nin en büyük sivil toplum “örgütü” demokratik haklar çerçevesinde olaysız ama etkisi yerinde tepkiler verdi. Verdiği her tepki ise siyasi dengeler başta olmak üzere pek çok düzene çomak soktu. Tedirginlik verici bir itaatsizlikti belki de.
Kağıt üzerinde çıkacak olan karar her ne olursa olsun Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu, Cemil Turan ve Tamer Yelkovan Fenerbahçelilerin vicdanlarında çoktan aklandılar bile. “Duruş” lafının altını dolduran bu taraftar çok net bir şekilde, değerleriyle oynanmasının 58′lere, iddialara, tapelere vesairlere bağlı olmadığını gösteriyor. Bu sürecin ne şekilde sonuçlanacağına dair süreci etkileyen ve etkileyecek olan yine “bu cumhuriyetin halkı” oluyor.
Fenerbahçe’de yapılmak istenen devrime veya darbeye bir nevi karşı devrimle cevap veriyor milyonlar. Fenerbahçeliler sadece “devirmekle” devrim olmayacağını geri adım atmayarak haykırıyor aylardır. Nitekim evlatlara miras bırakılan sevdalar, bilinçlere ekilen tohumlar var.
Tweet





Ben bu işi tezgahlayanı ve sebebini merak ediyorum. Ve maalesef hala Aziz yıldırıma güvenemiyorum. Bu hırsı ve fanatizmi üstelik herşeyi ben bilir ben hallederimciliğinden dolayı.