13 Eylül 2011

Hiç bir Fenerbahçeli’nin içinden futbol konuşmak gelmiyor…
Kim gelmiş, kim gitmiş, takım sahaya nasıl yayılmış, nasıl oynamış… Kimse o eski iştah, heyecan ile futbol konuşmak istemiyor.
Bizlerde de durum farklı değil.
Fenerbahçe’nin hak hukuk kavramlarına tecavüz edercesine Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin ertesinde, gönül isterdi ki, bu kararı alanlar, kaçmadan, yanar döner açıklamalar yapmadan, çakma delikanlı UEFA’nın arkasına saklanmadan, aldıkları kararın devamını da getirebilsinler.
Fenerbahçe’yi birinci lige düşürüp, sonuçlarına göğüs gerebilecek mertliğe sahip olsalar.
Yapamıyorlarsa, dillerine pelesenk ettileri Süper Lig marka değerini ve ülkemizin en önemli değerlerinden birini UEFA’ya karşı savunabilseler. İç işlerimize karışmayın diyebilseler.
Bir kez daha ülkemizdeki diğer yetkililer gibi ara yollara saptılar, insanları kandırıp, yalanlar söyleyerek yarattıkları dezenformasyonun arkasına saklanmayı tercih ettiler.
Adil olabilmek mertlik ister.
Rüzgara karşı durabilmek ise yürek işidir.
Fenerbahçe’nin “tüm haklarından vazgeçerek” küme düşürülmeyi istemesine karşı çıkarım.
Bu oyundan çekilip, tarihin tozlu yapraklarında yer almaya razı olmak bile benim için kabul edilebilirken, suçlu olduğumu peşin peşin kabul ederek ligden çekilmeyi asla kabul edemezdim.
Bu sebepten, süper ligde devam etmek kararı doğru olandır. Türk futbolunu yönetmeye soyunanlar, bir zahmet üzerlerine düşeni yapıp karar alabilmeli ve sonuçlarını göğüslemeliler.
Süper Lig’de devam etmek, sahadaki oyunculara, teknik ekibimize, yöneticilere ve biz taraftara yeni bir sorumluluk yüklüyor.
Geçen senenin devamını getirme zorunluluğu.
Yine zirvede yer almak, yine karşımıza çıkanları yenmek…
Fenerbahçe’nin yeşil sahada başarılı olması, önünü tıkamak isteyenlerin iyice yozlaşması ve kontrolü kaybetmelerine sebep olur.
Nefretlerinden gözleri körelmiş bir kesimi işin dışında bırakırsak, kamuoyunda hakkımızın yendiği algısını güçlendirir. Soruşturmanın niyeti ile ilgili kafasında -hala kaldıysa öyle birileri- soru işaretleri taşıyan Fenerbahçeliler de yöneticilerine daha çok sarılır, daha çok inanır.
Sahada başaramazsak ise, bütün bu yaşananların futbolcular üzerinde yarattığı negatif etkiyi, takımda yaşanan erozyonun sonuçlarını göz ardı etmeye dünden razı bazı kişiler kazandığımız şampiyonluğu daha sorumsuzca tartışır. Süreç içerisinde daha fazla destekçi bulur.
İşte bu sebeplerden dolayı, Orduspor karşısında alınan 3 puanı önemsiyorum.
“Günümüz futbolu” sevimsiz olsa da, saha içini de takip etmeli. Tüm yaşananlara rağmen işlerini yapmaya çalışan insanların çabasını küçümsememeli.
Nacizane görüşüm budur.
Tweet





Bize, gerçek Fenerbahçelilere yakışan, takımın haksız ve zamansız bir şekilde küme düşürüleceğini bile bile bir sezon boyunca hiç durmadan bu takımı desteklemektir.