27 Kasım 2009

manu_bjk_1

Yedeklerle çıkmak Manchester United’ın, yani Alex Ferguson’un tercihidir. Sistem takımı olmalarının verdiği rahatlıktır. Bu tercih, her sonucu taşıyabileceklerine güvenmelerinin sonucudur. Skor neyse ne, yazacak isim Manchester United’dır. Evinde kaybetmeyen United. Yedeklerle bile. Kısacası Beşiktaş önemli bir iş başardı.

Ama esas motivasyonları, soğukkanlılıkları şaşırtıcıydı. Sahaya çıkmadan rakibin isminden korkan ve bu yüzden bildiklerini bile unutup kapasitesinin altına düşen Türk takımı kimliğinin tamamen zıttı havaları şaşırtıcıydı. Bu belki son saniyedeki golle kağıt  üstünde sonuçsuz kalabilirdi ama 90 dakika planlarından uzaklaşmadıkları gerçeği değişmeyecekti. 

Yedek kadro karşısındaki skorun gerçekliğini en çok Fenerbahçeliler tartıştı belki de. Bunun altında yatan sebep ise 5 yıl önceki maç. Fenerbahçe İstanbul’da yine üst turu garantilemiş Manchester United’ın yine yedek ağırlıklı kadrosunu 3-0′lık skorla geçtiğinde, Türk medyası alaycı tavırlarla skoru aşağılamıştı.Üstelik 2004′deki takımın kapasitesi ve kalitesi, birbiriyle oynama becerisi, şimdikinden daha yüksekti:

Tim Howard, Phil Neville, Wes Brown (Gerard Pique), David Bellion, Liam Miller (Chris Eagles), Eric Djemba-Djemba, John O’Shea, Kieran Richardson (Jonathan Spector), Darren Fletcher, Quinton Fortune, Cristiano Ronaldo

fb_manu_3

Bu yüzden ister istemez “Peki şimdi Beşiktaş’ın yaptığı neden bu kadar büyütülüyor” fikri doğuyor.

İşte tirajik ve kıvrak medyanın ektiği kötü tohumların ve futbola verdiği zararın net örneklerinden biri daha.

(Oysa başka konuşulması gereken şeyler de var: Şampiyonlar Ligi’nde esas amaç kendine eş veya altta kalan takımlara üstünlük kurmak, iç sahada asla onlara puan bırakmamaktır. Kaymak tabaka rakiplerden ise iç sahada puan kapmaktır. Belki bu sefer Avrupa Lig umudunu devam ettirmek için galibiyetten başka çıkar yol yoktu. Ama bu tip skorları ölçülü ve sakin değerlendirmek gerekir ki medyanın sürekli beslediği “sükse yapalım, Avrupa bizi konuşsun” pompalarına kanıp esas hedeflerden sapılmasın. Takımlar Wolfsburg, CSKA, vs maçlarına daha diri zihinlerle çıkabilsin.

Diğer meseleye ise Fenerbahçeli futbolcuların kafa patlatması gerek. İlk 45 dakikadaki oyun üstünlüğüyle iyice havaya girip, “biz nasıl olsa yeneriz” zihniyeti yüzünden Beşiktaş’a mağlup oldular. Birinci gol bu yüzden takımı şoka soktu. Henüz üst üste 2 maç birbirine yakın dikkat seviyesine ulaşamıyorlar. Hemen belirtelim, bu teknik direktörle ilgili değil. Biraz Fenerbahçe geleneği gibi. Beşiktaş, kaybetse iyice dibe batacağı derbiyi kazanıyor daha dikkatli olduğu için.  3 gün sonra Avrupa’nın en zor ve istatistiksel olarak galbiyetin en imkansız olduğu deplasmanına hazır çıkıyor. 90 dakika taktikten ve görevlerinden taviz vermeden…. Şu ana kadar Fenerbahçe’nin puan kayıplarının kökeninde biraz da bu yatıyor. Her maç elbette aynı motivasyonla ve disiplinle oynanamaz. Mantıklı değil. Ama en azından 90 dakika içinde istikrarlarını yakalayana kadar problem yaşayacaklar.

Son not ise: sadece savunma yaparak oynamayı gelenek haline getirmek futbolu yaralamaktır.)

Paylaş :
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Twitter

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,