12 Mayıs 2010

Pazar gününden beri Milliyet gazetesinde bir yazı dizisi yayınlanıyor. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başmüfettişi’nin TOKİ’nin Galatasaray için inşa ettiği Seyrantepe Stadı hakkındaki zehir gibi raporunun detaylarını içeriyor. Kamu çıkarının korunmadığı gerekçesiyle soruşturma isteği var. Ayrıca yaklaşık 7 yıldır bizlerin Seyrantepe hakkında devlete, medyaya yönelttiği soruları başmüfettiş de yöneltmiş. Devamı…

ebru, Fikr-i Takip, kategorisinde yazmış. 5 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , ,

12 Mayıs 2010

12 Eylül 2007

Seyrantepe Stadı mahkemelik oluyor

Mimarlar Odası, planın kentin gelişimini kuzeye doğru taşıma tehdidini içerdiği, ekolojik ve topoğrafik açıdan hassas
olunması gereken bölgede yoğun yapılaşmaya gidildiği ve avam projeye göre uygulama yapılacak denilmesinin 3194 sayılı imar kanuna aykırı olduğunu ifade etti. İSKİ de kendisine ait tescilli kültür varlığının üzerinden, 933 numaralı anıtsal çınarın ve bir blokun üzerinden yol geçirildiğini belirtti. Devamı…

ebru, Genel, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

29 Nisan 2010

13 Nisan 2006

Cavcav: Yıldırım istifa etsin

İlhan Cavcav, hakkında kamu davası açılmasının ardından açtı ağzını yumdu gözünü.

Cavcav, Fenerbahçe Kulübü ve yöneticileri hakkında sarfettiği “PKK gibiler, sporu bölüyorlar şeklindeki sözlerinin kamu davasına dönüşmesi üzerine Sarı-Lacivertli yöneticilere karşı çok sert ifadeler kullandı.

İşte İlhan Cavcav’ın Deniz Barış olayından, ligdeki yabancı futbolcu sayısına, TFF Başkanı Haluk Ulusoy ile Fenerbahçe kulübü arasında yaşanan gerginliğe kadar gündemdeki konulara ilişkin açıklamaları: Devamı…

ebru, Unutma, Unutturma !, kategorisinde yazmış. 13 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , ,

28 Nisan 2010

Denizlispor - Fenerbahçe (14 Mayıs 2006)

Malum İngiliz hükümeti UFO dosyaları arşivini kamuoyuna açtı. ABD’de de bir yığın karanlık kalmış sırrın, CIA bodrumlarında olduğu söylenir. Kennedy suikastı en başta… Zaten yüksek gizliliğe sahip dokümanlar zaman aşımı sonrası, aralıklarla halka sunulur. Misal şu an soğuk savaş belgeleri internette çocukların oyuncağı halindedir. Varşova Paktı hakkında, CIA deyimiyle “hassas” belgeler de Ocak ayında gün yüzüne çıktı (49 yıl sonra!).

Tabi yine sadece istenenler, büyük biraderleri ve tepedekileri zor duruma sokmayacak olanlar, ancak o gün bilsek bir anlamı olacak kayıtlar çoğunlukla…

Bizim spor medyamız da bu taktiklerde gizli teşkilatları pek aratmıyor. Olaylar gerçekleşirken öyle güzel “sessizleşiyorlar” ki feryat eden kitleler, “komplo manyağı” damgasını yiyerek bu düzene katlanmak zorunda bırakılıyor.

Neden bu konuyu açtığımı sorarsanız: Devamı…

ebru, Unutma, Unutturma !, kategorisinde yazmış. 6 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , ,

5 Nisan 2010

Oyuncak edilen kariyer

Bunun Rijkaard ile ilgisi olduğunu hiç sanmıyorum. İhtimal veremiyorum. Medyamız sadece onun olumlu yönlerini yazarak putlaştırmış olsa da, teknik adam olarak özellikle Türkiye’deki kulüp anlayışında sorunlar yaşayabileceği çok netti Rijkaard’ın. Ama özünde, bizim bakış açımızdaki zaafiyetlerin bir çoğuna sahip değil. Fenerbahçe karşılaşması sonrası Leo Franco hakkındaki ılımlı ve soğukkanlı yorumları da samimiydi. Böyle bir teknik adamın tek hata yüzünden cezalandırması mantıklı değil. Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 4 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,

12 Şubat 2010

Frank Rijkaard, Kayserispor maçı sonrası yaptığı basın toplantısında açıkça Jo’yu sakatlamakla suçladı ve kınadı Antalyaspor’lu Yalçın Ayhan’ı. Eski Galatasaray oyuncusu olduğunu da kast ederek ne demek istediğini kendisi bilir de…

Sonra ayan beyan ortaya çıktı pozisyonda Yalçın’ın bir alakası olmadığı. Ben bu konuda Rijkaard’dan bir açıklama ya da özür duyamadım? Kamuoyu çok sever bu konuları da pek ses eden yok. Hele Türk Spor Medyası. Onlarda çok fazla ilgi göstermediler. Halbuki Galatasaray ve Rijkaard cephesi takım ve oyuncu ismi vererek bir linç kampanyası başlattı. Hani Adnan Polat dün diyordu Divan Kurulu toplantısında;

 ”biz hakem, futbolcu ya da takım ismi vermeden uyarı yaptık!“,

ortamı germemek için susuyoruz!“.

Yani takım, futbolcu ismi vermiyoruz! diyor Galatasaray başkanı ve bu susar halleri hem kendisinin, yönetimin ve teknik direktörünün. Devamı…

baran, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , ,

17 Kasım 2009

milliyet_031094

Galatasaray-Beşiktaş (3 Ekim 1994, ©Milliyet)

Medya ve sporda söz sahipleri, stat ve salonlardaki olayları, derbilerdeki gerginlikleri çözmek istiyorlarsa (ki samimi olduklarına inanmıyoruz), önce bu ülkenin spor ve özellikle futbol geçmişiyle yüzleşmesini sağlamak zorundalar. Yani önce kendileriyle yüzleşmeliler.

1980′lerin ortasında başlayan, 90′ların sonuna doğru iyice artan ve 2000′lerde zirve yapan süreci,  sistemin dibine perde arkasında sokulan çomakları, diğer takımların nasıl yavaş yavaş sindirildiğini, gözdağlarıyla susturulduğunu, kukla haline getirildiğini anlatmak ve tartışmak zorundalar. Bireylerden organizasyonlara,  kulüplerden idarecilere kadar herkesin nasıl köleleştirildiğini ortaya dökmeliler. Sistemin nasıl tek merkezde toplandığını, 2000′lerdeki milli takım ve Galatasaray başarısının arkasındaki yapılaşmayı, devletleşmeyi inkardan vazgeçmeliler.  İçki ve yemek sofralarında, dost muhabbetlerinde, gizli toplantılarda konuştuklarını kamuoyu ile paylaşmak zorundalar.

Zira 10 küsur yıldır  sadece başarıların konuşulduğu bir putperestlik klanı yarattılar. Medyayı ve yorumcuları buna göre şekillendirdiler, kalıplara soktular, eğittiler. Ülke artık sadece onların manipülasyonlarına,  ısmarlama masa başı haberlerine, art niyetli tartışmalarına inanıyor. Sadece onlar neyin konuşulmasını istiyorsa o konuşuluyor. Tek bakış açısıyla, alternatifsiz.  Dünya Berlin duvarını sembolik olarak inşa edip tekrar yıkarken,  Türk futbolu (sporu) kendi demir perdesini bir gıdım bile zayıflatabilmiş değil.  Çünkü kemikleşmiş düzen, nesilden nesile aktarılıyor. Kitlesel beyin yıkama ve kışkırtma projesi devam ediyor. Maksat rahatlar bozulmasın…

Ama mücadeleden vazgeçmek yok. Unutturmak isteyenlere, konuşmayanlara ve konuşturtmayanlara inat hatırlatmaya devam edeceğiz. Hala aynı isimlerin pek çok kritik noktada oturduğunu, hala futbola arka planda elini kolunu soktuğunu hatırlatmaya devam edeceğiz.

Tarih 2 Ekim 1994. Galatasaray-Beşiktaş maçı. O güne kadar derbilerde tribünler yarı yarıya paylaştırılırken, Galatasaray sezon öncesi iç saha maçlarını kombine olarak sattığını belirterek bu geleneği bozuyor. Aslında ileri görüşlülükleri yüzünden kutlamak lazım. 2000′li yıllarda iyice oturacak kombine sistemini daha o zamandan uygulamayı başarmışlar! Herhalde eninde sonunda bu noktaya gelecektik. Ama önemli olan o gün bu hamlenin bambaşka niyetlerle yapılmasıydı.

O yılları yaşayan tüm futbolseverlerin aklına “futbolda kavga ve bölünmenin fitilini ateşleyen olay” diye yerleşti. Elbette Beşiktaş da aynı karşılığı vermek zorunda kaldı.

milliyet_041094

4 Ekim 1994 Milliyet

Rövanş 5 Mart 1995‘de idi. Bakın ertesi gün ne haberler vardı:

“… Adnan Polat, maç sonunda Beşiktaşlı taraftarların hışmından kaçmak için Şeref Tribünü’nden erkenden ayrıldı. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar da soyunma odasına gelerek futbolcuları teker teker kutladı.

Galatasaray, Beşiktaş’ın kapalı tribündeki taraftarlar için verdiği sözü tutmadığını belirtirken, olayı Siyah-Beyazlı yöneticilere protesto ettiler. Sarı-Kırmızılı takımın Futbol Şubesi Sorumlusu Adnan Polat, yaptığı açıklamada, kendilerine 1050 kapalı bilet için Beşiktaşlı yöneticilerin söz verdiğini belirtirken, “Ama bizi 500 kişilik bir yerde oturttular. Bu haksızlık. Biz onlara bunun daha fazlasını vermiştik. Üstelik de anlaştığımız rakamdan vazgeçtiler” diye konuştu.

Bu arada dışarıda kalan Sarı-Kırmızı taraftarlar Şeref Tribünü’nün önünde buldukları Galatasaraylı yöneticilere olayı şikayet ederken, “Seneye Ai Sami Yen’e tek Beşiktaşlı girmesin” diye dilekte bulundular. Gaaltasaraylı yöneticiler de ğu anda bir şey yapamayacaklarını, bu şartlara uymak zorunda olduklarını belirttiler.” (6 Mart 1995,Milliyet)

Şimdi ise yine onların sayesinde statlara,salonlara rakip taraftar yasağı getirilerek daha büyük kavgalara yol açılıyor. Hoşlarına da gidiyor, zira böylelikle istedikleri atmosferi, istedikleri anti-spor ortamını yaratmak için ipler ellerine geçiyor.

2 Ekim 1994′ün başkahramanı ise hala aktif olarak bu ülke futbolunda söz sahibi. Galatasaray Kulübü’nün Başkanı…

Kısaca 15 yılda değişen hiçbir şey yok.

ebru, Unutma, Unutturma !, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.