19 Mart 2010
Galatasaray’a, Ankaragücü karşılaşmasında Ali Sami Yen’de izinsiz hava alanı ihlali yapan ve hastanelik olan vatandaş yüzünden ağır para cezası geldi. Zaten muhtemelen 185 000 TL’lik banknotlar, Seyrantepe Stadı’nın çatı sisteminin masrafından düşülür. Ya da çatıdan uçan ve onu tutmaya çalışan! kişilerin ödemesi için dava açılır.
Tabi verilen mesaj da şu özünde: Pet şişe atarsanız ve hakem yaralanırsa 2 maç seyircisiz, adam atarsanız para. Devamı…
8 Mart 2010
Bu yazıyı ertelemek doğru kararmış. Eskişehirspor-Galatasaray maçını beklemek doğru kararmış. İlk yarıda Eskişehirspor’un golündeki el’i görmeyen (daha önceki dakikalarda da Eskişehirsporluların ceza yayı üzerinde el’ini çalmayan) bir hakemin, ikinci 45 dakikadaki hali standart Türk hakemi tiplemesiydi. 2-0 olunca Eskişehirspor kritik yerlerdeki faulleri alamaz oldu. Galatasaraylı futbolcular yıllardır alıştığımız gibi, maç krize girince ortamı germeye başladı. Arda sarı kart gördüğü dakikadan sonra hakemi ezdi. Ardından bırakın faulü, dışarda olan bir pozisyonda 2 hakem müthiş bir uyumla Galatasaray lehine penaltı verdi. Rakibinin ensesine vuran Elano, kafasına vuran Jo kart görmedi. İki sarılıklar paçayı kurtardı. Başta Arda olmak üzere hakeme horozlananlar da. İşte arada Eskişehirspor da kazara galibiyete ulaşmış oldu. Galatasaray, 4 sarı kart – kırmızı kart cezalarından yine müthiş töleranslarla muaf tutuldu. Mesela Beşiktaş maçında atılmayıp Kasımpaşa maçını çeviren Keita gibi…
Dönelim hafta sonuna. Tolga Özkalfa, hakem yorumlarımızın temelini oluşturan fikrimizi doğrulamak için misyon üstlenmiş gibi. Kendisine bu yüzden teşekkür ediyorum.
Bünyamin Gezer’e de teşekkür ediyorum. Bir Türk hakeminin nasıl süreçlerden geçirildiğini, kafasına ekilmiş korku ve şartlandırmalarla gördüğünü değil “büyük biraderlerin” istediğini çalmak üzere şekillendirildiklerini ispatladı.
Devamı…
11 Ocak 2010
Hakem penaltı noktasını gösterdiğinde, yedek kulübesinde Daum karman çorman bir yüz ifadesiyle oturuyordu. Hafif kızgın, düşünceli, o düdük sanki hiçbir şeyi değiştirmeyecek gibi…
İlk 11′den iki adamını kaybetti. Colin Kazım’a herkes sırtını dönüp, yakasını silkmişken hazırlık döneminden beri özel ilgi ve sabır gösterdi. Onu kazanabilmek için büyük mücadele verdi. Başardı da. Henüz Kazım’ın art%60′a bile ulaşamadığını belirtti. Ve “oldu” dediğiniz zaman, kayıp geriye dönme tehlikesi bulunduğunu da kulaklara küpe etti. Sonuçta yaklaşık 6 aydır takımının planlarında önemli yer ayırdığı isim artık yok.
Diğer ilk 11′in güvenilir adamı Carlos da yok. Devamı…







