3 Nisan 2011

Sistem ne derse o... 4'te 3 baskı yaparken kolay mı!

Mr. KUDDUSİ:

Trabzonspor – Kasımpaşa : 1 – 0 (12 Mart 2011) (liderlik – küme düşme)

Bucaspor – Sivasspor : 0 – 4 (20 Mart 2011) (küme düşme, 65 dk 10 kişi – küme düşme)

Fenerbahçe – Bursaspor: 0 – 0 (3 Nisan 2011) (liderlik –  geçici namus)

(Kuddusi M., AKP’den milletekili adayı : 31 Aralık 2008)

SİSTEM:

*** “Geçen yıl Bursaspor’u destekledim bir Galatasaraylı olarak.Bu yıl Trabzonspor’u” (Zafer Çağlayan, 1 Nisan 2011)

*** ”Ertuğrul Sağlam, Volkan, Sercan sözleşmelerini uzattı” (1 Nisan 2011)

*** “Takımımız kadar, Trabzonspor için de oynadık” (Hurşut ve Serkan, 19 Mart 2011)

*** “Maçlar Doğru Dürüst Yönetilsin” (Ozan İpek, 10 Mart 2011)

*** ”Trabzonspor şampiyonluğu isteriz” (Mehmet Aslan – Hürriyet Spor Müdürü, Şansal Büyüka, bilimum tarafsız medya mensubu,vs vs, her zaman)
Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, Unutma, Unutturma !, kategorisinde yazmış. 11 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

5 Ekim 2010

Kasımpaşa - Fenerbahçe, kale arkaları kapalı

Aslında bunu geçtiğimiz pazartesi gecesi yazmam gerekiyordu. Sıcağı sıcağına. Ama hafta sonu İBB’nin, Olimpiyat Stadı’nın kapalı olması sebebiyle Bursaspor maçını Ali Sami Yen’de oynayacağı aklıma geldi ve bekleyeyim dedim. Yanılmamışım. Neden mi? Önce evvelki pazartesi yaşananları anlatalım:

27 Eylül 2010 akşamı Ali Sami Yen’de oynanacak Kasımpaşa – Fenerbahçe maçının biletlerine,  Galatasaray’ın müdahalesi geldi. Yaptıkları başvuruyu kabul eden TFF, Fenerbahçelilere %5′ten fazla yer ayrılmamasına karar verdi. Kurallara aykırı olarak. Kasımpaşa’nın aksi yöndeki isteğine rağmen. Buyrun konuyla ilgili yazdığımız yazı: Teksas Kasabasının Şerifleri Buyurmuş Ki

Neyle karşılaşacağımı, bunca yıllık “stat sefalet kültürü” sebebiyle adım gibi bilsem de rahat duramadım. Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 5 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , ,

28 Eylül 2010

“Fiziki direnci yetersiz, son bölümde iyice yorulmuş Alex bile hücum presle top çalıp gol attırıyorsa durum Kasımpaşa açısından vahim demektir..”

Yukarıdaki satır, Ömer Üründül’ün Kasımpaşa – Fenerbahçe maç yazısının kapanış cümlesi.

Yıllardır “Alex tek bir top bile çalmıyor, pres yapmıyor, koşmuyor, fiziksel olarak kötü, ayağını hiçbir topa sokmuyor” gibi bir dolu kalıbın en dik kafalı savunucularından. İyi kötü  Alex dün rakipten bir top kazanıyor dakikalar 90+’ları gösterirken (1 gol-1 asisti var Alex’in 90+’da bu arada), kazandığı topu da enfes bir şekilde Niang’ın kafasına yapıştırıp resmen golü attırıyor.

O güzelim pozisyon için tek yazabildiği bu, Üründül’ün. Niyet işte böyle zamanlarda kendini gösterir.

Kasımpaşa’lıları suçlu ilan etmiş çoktan da, Alex’e de lafı sokuşturmuş kendi yetersiz ezber kalıplarıyla. “Alex bile top çalıyor sizden eyyy Kasımpaşa’lılar, sizin topunuzun …” diye bitirecek olmuş yazıyı da, vazgeçmiş bir havası var.

Çok zoruna gitmiş çookk.

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

baran, Medya, kategorisinde yazmış. 5 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

27 Eylül 2010

”Futbol Federasyonu ve Galatasaray Kulübü’nün isteği doğrultusunda Fenerbahçe taraftarları için ayrılan bilet kontenjanını yüzde 5′e indirmek zorunda kaldık.” (Kasımpaşa Futbol Şube Sorumlusu Mehmet Süha Sidal)

Dışardan bakıldığında normal. Zaten talimatlarda %5. Ama en az %5: Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 9 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,

25 Nisan 2010

© Sporx

Hepimiz Hamileyiz…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Fenerbahçe, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , ,

29 Kasım 2009

fb_ksm_1

Daum iç savaş yaşarken (Fenerbahçe-Kasımpaşa, 28 Kasım 2009)

 

Teknik direktörler bildiklerinden, inandıklarından vazgeçerse Türkiye’de sonuçları ağır olur. Taviz vermeye başlar, sağlam duramazsanız sistem sizi unufak eder.

Yorumculardan ve o yorumcuların dolduruşuna gelen yönetici ve yakın çevrelerinden ne kadar etkileniyorlar bilinmez. Baskı altında kaldıkları için mi başka şeylere yöneliyorlar, bilinmez. Belki de hakikaten kendi kararları. Ama Rijkaard’ın haftalardır, Daum’un da Kasımpaşa maçındaki “ters” halini başka türlü açıklayamıyorum. 

Rijkaard, başından beri riskli tercihti. Oynatmaya çalıştığı şey riskliydi, hele Türkiye gibi futbola bakışı ve uygulama altyapısı güçlü olmayan bir ülkede. Yine de, ne olursa olsun inandığını yapıyordu. Gelir gelmez “Arda ortada oynayacak” dedi. Hiç kimsenin aklına gelmeyen, ama bir o kadar da doğru karardı. Onun kanat adamlığından fazlasını yapacak kapasitesi olduğunun farkındaydı. Medya ahalisi ise “olmaz” diye çığlık çığlığa tepesini gagalamaya başlamıştı. Rijkaard’ın beklemediği ise gökten düşürülen Elano idi. Planlarında yoktu. Ama Elano ikinci adam olamazdı, kanatta oynamak veya kulübede oturmak için gelmemişti. Her maç yazıldı çizildi, derken birden Avrupa kupası maçında ilk 11′e girdi (Galatasaray-Sturm Graz: 1-1). Hem de orta sahada, esas oğlan olarak, Arda kanada çekildi. İşte kopuş orada başladı.

gs_graz

Galatasaray'ın Sturm Graz maçı 11'i (1 Ekim 2009)

 

Ardından “Galatasaray çok pozisyon veriyor, 3. defansif orta saha adamını koy” dırdıları yükseldi. Neredeyse tüm yorumcular aynı şeyi yazdı çizdi. Ezbere. Rijkaard’ın felsefesine ihanet etmesini istediler. Kendi anti-futbol güdüklüklerini satmaya çalıştılar. “Takım savunmasını düzeltmek için savunma ağırlıklı adam sayısını artır” düz mantığını satmaya çalıştılar. Sakatlıklar, eksikler, belki biraz da mecburiyetten onların istediğini yaptı Rijkaard ve Neeskens. Galatasaray galip geldi ve hemen koltuklar kabardı. Onlar akıl vermişti, hoca yapmıştı ve haklı çıkmışlardı. Artık Galatasaray rayına oturmuştu.

Ama öyle olmadı. Takip eden her maç daha da kötüye gitti. Takım en iyi yaptığı şeyi bile unuttu.

db_gs_2

Medyanın hayalindeki orta saha: Barış-Ayhan-M. Topal (Diyarbakırspor-Galatasaray, 8 Kasım 2009)

 

Galiba Daum da “büyü” katılmış atmosferden etkilendi. Gerçek futbolu, uzun vadeli planları, futbolcuları idare etmenin kağıda isim yazmak olmadığını medyaya anlatmaya çalışan biri, hiç beklemediğimiz zamanda beklemediğimiz denemeye gitti: İç sahada, kolay gol yiyen rakibe karşı çift forvet. Ama işte o ekstra ikinci golcü, onların yerine sızan Alex’i, kanattakileri, defansın önündekileri, kanatlar yüzünden stoperleri karman çorman etti. Takımın aklı gitti. İlk 45 dakikayı telafi edebilecekleri umudunu veren tek isim Mehmet Topuz’u da ikinci yarı başında sahadan çekince Daum’a kesinlikle “kara büyü” yapıldığına inandık (haaa Daum toparlar, işini bilir. Hatta Fenerbahçe’yi 2 golcü ile oynayacak kurguya da getirir, öğretir. Ama zaman alır).

Neyse, kısacası yorumcuların yıllardır gelene gidene yaptığı “çift forvet” çığırtkanlığı toprağa gömüldü.

Tabi ki defalarca haksız çıkmaktan rahatsız olmazlar. Aksine o akşam daha önce unuttukları yeni bir “koşul” keşfedip ileri sürerler. Mesela diyebilirler ki “ee kardeşim Emre varken deneyeceksin bunu, Selçuk ile değil”.

Hep kaçacak yan yol bulurlar. Arkalarını toza dumana boğarak…

Bir de savuştururlar: “Sadece yorum yapıyoruz. İşimiz bu. Ne hükmümüz olur. Yönetici bizim dediklerimize göre mi karar veriyor. Teknik direktör niye bizi dinlesin ki” 

Yoook, kazın ayağı öyle değil işte. Futbol izleyicisinin ve taraftarın zaafları üzerine oynayarak prim yapıyorsanız sorumlusunuzdur. 

Yorumlar tutmayınca işi “hocanın kellesini kes, onu bunu kadro dışı bırak, ruhsuzlar, paragöz topçular”a getir. Onlar kovulunca 3 gun sonra başkalarını suçla takımı satıyor diye…

Çift forvet mazoşizmi yarat, Zico’nun, onun bunun altını bombalarla doldur. Herkesi doldur. Taraftarı yönetime baskı yapmaya zorla, yönetimlerin taraftar gibi düşünme karakterini azdır…

Sonra da hiçbir şey olmamış gibi devam et. Ne güzel!

Yıllardır teknik direktör, futbolcu, yönetici bedel öder; bir tek medya işlerin içinden sıyrılır. Daha da güçlenip semirerek hem de. Bu dürüstçe değil, ahlaklı değil. Adil değil.

Yıllardır gördük ki neredeyse tüm yorumcuların teknik ve taktik konulardaki iddialarının çoğu patlıyor, çürütülüyor, çöküyor. Sürekli yanılıyorlar. Henüz bir tanesinden özür ve özeleştiri okuyup duyamadık, kızarmış yüz göremedik. Kastettiğim Ziya Sengüller,  Gökmen Özdenaklar değil. Medyanın “collage boy”ları.

Hal böyle olunca onların aklıma girmesine izin vereceğime Aragones’i dinlerim! Sonucunun iyi olmayacağını bilsem de Rijkaard’ın inandığını yapmasını beklemeyi tercih ederim.

Bu ülke çok konuşan, kadınlardan çok dedikodu yapan, ama futboldan anlamayan erkekler cehennemi…

NOT: Daum, maç sonu basın toplantısında “Hafta içinde birçok futbolcuyla bazı görüşmelerimiz oldu. Hemen hemen tüm futbolcular, iki forvet ile başlamamızı istedi. ’Daha fazla pozisyon yakalarız, tehlikeli oluruz’ diye düşünceleri vardı.Hem sakatlık, hem cezalılarımız vardı. Hem de futbolcularımızın isteğine göre iki forvet artı Alex ile çıkmak istedim. Ama umduğumuz gibi olmadı maalesef. Nedenleri budur. Sonuçta bu yenilgiyi 2 veya 3 forvete bağlamıyorum” dedi. Demek ki futbolcuların ipiyle de kuyuya fazla inmemek lazım! Ama son karar da senindi. Bildiğinden şaşma Daum. Geçmişte de reddeden bünyeler eninde sonunda planı anlayıp uydu, kabuletti, öğrendi.

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Medya, kategorisinde yazmış. 1 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , ,

27 Ekim 2009

21 Eylül 2009 Kasımpaşa – Galatasaray

25 Ekim 2009 Fenerbahçe – Galatasaray

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.