14 Eylül 2011

Yok artık Fatih Tekke! Bizi salak mı sandın?

Yok artık Fatih Tekke! Bizi salak mı sandın?

Polisimiz ve savcılarımız Türk Futbolu’nu temizlemek için sanat eseri soruşturmalar hazırlıyor, kahraman TFF ligimizin selameti için birbirinden aklıcı çözümler üretiyor ama pislik futbolumuzun içine o kadar işlemiş ki, ne yapsalar nafile !

Süper Lig başladı başlamasına da sahaya yansıyanlar yine mide bulandırıcıydı… Maçların neredeyse hepsini gülerek izledik. Şike yapılır da bu kadar göz göre göre yapılmaz.

İşte ilk haftanın şikecileri:

3 – Kayserispor kalecisi Gökhan Değirmenci

Kaleye oldukça uzak mesafeden kazanılan bir serbest vuruş. Topun başında Wederson var.  Gökhan barajı kurdurup, öyle bir pozisyon alıyor ki, utanmasa kaleyi boşaltıp direğe yaslanarak bekleyecek. Neticesinde Wederson kontrollü ve yumuşak bir vuruşla golü yapıveriyor. Üstelik köşeye vurmasına bile gerek kalmıyor. Kalecinin durduğu yer itibariyle yakalaması imkansız… Gökhan göstermelik bir atlayış yapıyor ama yer miyiz biz?.. Terbiyesiz.

2 – Galatasaray kalecisi Fernando Muslera

İstanbulspor atağı sağ kanattan gelişiyor. Orta mesafeden ve orta sertlikte gelen orta Muslera’nın elinden sekiveriyor ! Hem de nereye? İstanbulsporlı Efe’nin önüne… Yahu bu kadar tesadüf olur mu? Bizi aptal mı sanıyorsunuz? Hadi biz aptalız, safız; Bu ülkenin koskaca savcısı, koskoca polisi ne güne duruyor?..

1 – Orduspor forveti Fatih Tekke

Dakika 21, maç 0-0 devam ediyor, sol kanatta rakiplerinden sıyrılan Cluo, yılların gölcüsü Trabzonspor’un efsane oyuncusu Fatih Tekke’nin önüne al da at dercesine bir pas uzatıyor. Pas değil adeta lokum… Fatih’in tek yapacağı 4 metre mesafeden bomboş kaleye topu dürtmek ve golü atmak. Ama o da ne? Top dışarıda ! Yapma Fatih, yapma bunu… Sonra da üzülmüş gibi bir takım hareketler, tripler… Demek ki para herşeymiş. Yazık !

Futbolumuzu temizlemeye and içmiş polis, savcı ve federasyon kurullarımızı göreve davet ediyoruz.

Ayrıca boş tribünlerden nasıl olup da sahaya tezahürat sesleri geldiğini anlamadık… Sevgili gözlemciler, koltukların altına falan iyice baktınız mı? Tuvaletler falan? Bu Fenerbahçe yönetimi çok hindir, çok cin fikirlidir… Görüntüler incelensin, rica ediyoruz.

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

altug, Fenerbahçe, kategorisinde yazmış. 6 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , ,

4 Ocak 2011

Üretim tarihi: Temmuz 2010 / Son kullanma tarihi: 0cak 2011

Kayserispor’un kaptanıydı. Geçen yıl tam bu sıralar fırtınalar kopuyordu bu isim yüzünden.

Üzerinden 12 ay geçti. Devre arasında henüz kontratı sürerken, Galatasaray kulübüne bedelsiz olarak transfer edilmek istenip,  gayr-ı ahlaki yollara sapılarak uygulanmak istenen transfer metodu yüzünden işler sarpa sarınca Kayseri ile olan kontrat sonunu beklemeye başladı. Bunun için 6 ay futbol oynamamayı göze aldı. Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

baran, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 1 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

8 Mart 2010

Bu yazıyı ertelemek doğru kararmış. Eskişehirspor-Galatasaray maçını beklemek doğru kararmış. İlk yarıda Eskişehirspor’un golündeki el’i görmeyen (daha önceki dakikalarda da Eskişehirsporluların ceza yayı üzerinde el’ini  çalmayan) bir hakemin, ikinci 45 dakikadaki hali standart Türk hakemi tiplemesiydi. 2-0 olunca Eskişehirspor kritik yerlerdeki faulleri alamaz oldu. Galatasaraylı futbolcular yıllardır alıştığımız gibi, maç krize girince ortamı germeye başladı. Arda sarı kart gördüğü dakikadan sonra hakemi ezdi. Ardından bırakın faulü, dışarda olan bir pozisyonda 2 hakem müthiş bir uyumla Galatasaray lehine penaltı verdi. Rakibinin ensesine vuran Elano, kafasına vuran Jo kart görmedi. İki sarılıklar paçayı kurtardı. Başta Arda olmak üzere hakeme horozlananlar da. İşte arada Eskişehirspor da kazara galibiyete ulaşmış oldu. Galatasaray, 4 sarı kart – kırmızı kart cezalarından yine müthiş töleranslarla muaf tutuldu. Mesela Beşiktaş maçında atılmayıp Kasımpaşa maçını çeviren Keita gibi…

Dönelim hafta sonuna. Tolga Özkalfa, hakem yorumlarımızın temelini oluşturan fikrimizi doğrulamak için misyon üstlenmiş gibi. Kendisine bu yüzden teşekkür ediyorum.

Bünyamin Gezer’e de teşekkür ediyorum. Bir Türk hakeminin nasıl süreçlerden geçirildiğini, kafasına ekilmiş korku ve şartlandırmalarla gördüğünü değil “büyük biraderlerin” istediğini çalmak üzere şekillendirildiklerini ispatladı.
Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 3 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , ,

11 Şubat 2010

 

Kral benim!

 

Son yıllarda derdimi anlatmak için  insanları bıktırana kadar verdiğim bir örnek var. Alex’in Türkiye’ye geldiğinden beri gördüğü sarı kartların bilançosu (Kompleks Alex). Hani Alex’in her yıl Galatasaray’ın, gayet de sağlam ve sert oynayabilen stoperlerinin toplamına yakın veya fazla kart gördüğü ile ilgili.

Derdim nedir? Türkiye’de skora etki edenin golle sonuçlanan kararlardan ziyade (el kol, penaltı,ofsayt),  fauller ve kartlar olduğunu gösterebilmek. Ama yorumcular ve hele hele emekli hakemler için şov imkanı anlık düdüklerden geçiyor. Böylece tek pozisyon üzerinden istedikleri maçın kaderinin değiştiğini iddia edip ilerideki maçların kaderini değiştirmek için hakemleri kafa kola alıyorlar, kamuoyuna yalan söyleyip aylarca ve yıllarca propaganda yapabiliyorlar (bakınız Konyaspor-Fenerbahçe sonrası). İstedikleri maçta da “geçiniz kardeşim, verse de kimse birşey diyemez, takdir hakkını kullanmış, iyi oynamadılar ki verse ne farkeder, ilke olarak hakem konuşmuyor ve yazmıyoruz” gibi ermiş hallere bürünebiliyorlar (bakınız Fenerbahçe-Diyarbakırspor maçı sonrası). Milli maçlarda ise tüm bu ermişlerin tek derdi “hain hakem” oluyor. Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , ,

1 Ocak 2010

(Bu yazı 31 Aralık 2009 günü karalanmıştır…)

Kayserispor menajeri Süleyman Hurma şu an Ligtv’deki Futbol Gündemi programında dert yanıyor. Sözleşmeleri devam eden futbolcularını kendileriyle konuşmadan “ayartmaya” çalışan kulüplerle verdikleri mücadeleleri anlatıyor. Önce Gökhan Ünal, sonra Mehmet Topuz, şimdi de takım kaptanı Ali Turan. Taktiğin amacı belli: Futbolcuyla perde arkasında anlaş, “biz hallederiz” diye kandır,haberleri sızdır ama asla resmi açıklama yapma ki “bunlar dedikodu” diye sıyrılabil, futbolcunun takımıyla arasını bozmasını sağla, kulübü köşeye sıkıştır, kadro dışı bırakmalarına sebep ol, sonra da o kulübü razı olmaya mecbur et. Medya içindeki “yandaş yorumcular” ile “futbolcu mal mı” ajitasyonu ile baskıyı artır. Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 6 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.