11 Mayıs 2010

Vallahi çişim yok... Billahi yok. Yok yok yok...

Haberi Salsabasket‘te gördüm. Efes – Beşiktaş maçında, doping kontrolüne girmeleri gereken Charles Smith ve Bootsy Thornton doğrudan doping kontrol odasına gitmek yerine soyunma odasına gitmişler. Yapılan çeşitli çağrılara rağmen ancak 15-20 dakika sonra doping kontrolüne girmişler.

Geçen sene yaşanan onca şeyden sonra, pişkinliğin, vurdumduymazlığın bu kadarına pes. Devamı…

altug, Basketbol, kategorisinde yazmış. 18 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , ,

2 Şubat 2010

Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel’in Boxer dergisine verdiği röportajda (tıklayın), Efes Pilsen ve doping olayı ile ilgili sarfettiği sözler beni kızdırmıştı. Zira bu işin üzerine gitmesi gereken kurum, hiçbir girişimde bulunmadığını itiraf ediyor ve acizliğini gösteriyordu.

Ama düşününce esas amacın “birilerini harekete geçmeye zorlamak” olduğuna kanaat getirdim. Çoğu işimiz ancak böyle adaletin huzuruna çıkabiliyor ya!

Ve son iki gündür medyada yaşanan “dalgalanma” da bu kanaatı doğruladı. Devamı…

ebru, Basketbol, kategorisinde yazmış. 5 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , ,

23 Kasım 2009

tbf_nalga

Galatasaray Cafe Crown’a verilen ceza açıklandı da sokaktaki vatandaşın bile aklına takılan sorular cevapsız kaldı. Tirajik şekilde bu skandalı “duymayan”, “atlayan”, “farkedemeyen” basketbol medyası belki bu sefer kaçırmaz:

1. Olaya karışan ve sorumlu gösterilen teknik kadro ve oyuncuya ortalama 2 yıl men cezası verildi. Cemal Nalga, kulübün isteği ve “birşey olmaz, hallederiz” telkinleriyle takım arkadaşının formasını giyip oynadığı için 2 yıl hak mahrumiyeti aldı. Oysa doping yapan ve vücuda normal yollarla girmesi mümkün olmayan bu maddeyi nasıl aldığını açıklayamayan Kerem Gönlüm’e sadece 1 yıl ceza verildi. Kısacası doping yapanlar protokole, hazırlık maçında kimlik değiştirenler cehenneme.

2. Türkiye Basketbol Federasyonu kararını açıklarken şu ifadeyi kullanmış:

17.11.2009 tarihinde Federasyonumuza ulaşan bilgiler üzerine yapılan tahkikat sonucunda Galatasaray CC takımının resmi yazılı dilekçesinin ve ekli belgelerin aksine adı geçen sporcunun 24-26 Eylül 2009 tarihlerinde Almanya’da; EnBW Ludwigsburg ve Deutsche Bank Skyliners takımları ile oynanan hazırlık müsabakalarında Galatasaray CC sporcusu Tufan Ersöz’ün formasını giyerek ve Tufan Ersöz’ün ismi altında oynamak suretiyle fiilen ve resmi müsabaka kâğıdında bu oyuncunun adıyla kaydedilmiş olarak yer aldığı belirlenmiştir.”

Yani “kulübün resmi dilekçesi”, koç Okan Çevik veya takım menajerinin değil.

Yani medyanın bu işi teknik ekibin kişisel hatası olarak göstermek için debelendiği gibi değil.

Farzedelim öyle olsun. Oyak Renault’nun ekimin sonlarına doğru yaptığı itirazı değerlendirirken Galatasaray kulübünden savunma istenmedi mi? Bu savunmayı kim verdi? Altında Galatasaray Kulubü yazmıyor mu? Kimin imzası var?

O savunma, Cemal Nalga’nın bahsi geçen maçlarda oynamadığını Galatasaray Kulübü imzası ile bir kere daha onaylamış olmadı mı? Bu suçu daha da ağırlaştırmadı mı? O zaman bu sahtekarlık nasıl sadece kişilerin hatası olabiliyor?

3. Türkiye içinde yapıldığı söylenen iki maça dair (Istanbul Buyuksehir Belediyespor ve Yesilyurt), Galatasaray’ın resmi internet sitesinde herhangi bir bilgi ve istatistik yok. Söylenenlere göre MHK’den hakem talep edilmiş ve bu hazırlık maçlarına atamalar yapılmış. Olayın özünde “sahtekarlık” varken şüpheye düşen kamuoyuna bu maçların “gerçekliği” ile bilgi ve belge sunulacak mı?

4. Tüm bu komedinin merkezinde oturan ise Galatasaray’dan önce federasyon. Neden mi? Galatasaray Kulübünün, TBF’den veya üst düzey bir yetkiliden hazırlık maçlarında cezanın çekilebileceği onayını aldığını belirttiği unutulmasın. Bu şahıs veya şahıslar kimdir? Yönetmeliklerde net belirtilmemiş, ama bir kaç maddeye baktığınızda da resmi maçları kapsadığı anlaşılan ceza uygulaması hakkında nasıl kişisel olarak böyle bir telkinde bulunabilmiştir? Hadi federasyon bunu gözden kaçırdı diyelim. Ama Oyak Renault ligin ilk haftası itirazını yapınca inceleme başlatıldı. Nedense kararın açıklanması için cezanın ligde denk düştüğü 4 maç beklendi! Yani Galatasaray-Fenerbahçe maçının ertesi günü (sezon öncesi kupa maçlarında kimse resmi itirazda bulunmamıştı). Ve Oyak’ın itirazını reddettiler! Yani “hazırlık maçları resmi maç gibi sayılır” mantıksızlığını, boşluğunu gerekçesiz kabul ettiler.

Bu “durumu örtpas etmek” olarak yorumlanmasa bile ortada görev ihmali var. Zira şart olan soruşturmayı yapmadıkları, yurt dışındaki bu maçları gözden geçirmediklerini, savunmayı veren tarafın yazılı ifadesini yüce makam kelamı gibi kabul ettiklerini gösterir. Bu bir savcının, zanlının avukatının mahkemeye sunduğu delilleri “ya seni yıllardır tanıyorum, iyi çocuksundur, bu kadar yıllık muhabbetimiz var. böyle basit bir konuda yalan söyleyecek değilsin ya” diye geçerli saydığı anlamına gelir.

Peki federasyona cezayı kim verecek? TBF, Nalga ve Galatasaray’ın arkasına sığınıp kendini aklamış mı olacak?

ebru, Basketbol, kategorisinde yazmış. 3 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , ,

26 Ekim 2009

Efes Pilsen, suçlusun !

Efes Pilsen, suçlusun !

Malum, bir aydan fazla süredir bu “skandal” hakkında yazıp çiziyoruz. Hem Cathine özelinde hem de doping vak’aları genelinde bir çok bilgilendirme yaptık. Basketbol Federasyonu tarafından yapılan açıklamada daha önce neler anlattıysak aynen yer alıyor.

“…Doping Mevzuatı’nda da yasaklı maddeler içerisinde belirlenmiş maddeler sınıfında yer alan “cathine” maddesinin belli miktarlarda aynı anda bulunduğu, bu maddenin vücut tarafından üretilen bir madde olmadığı, dışarıdan alındığı kesin olan eksojen bir madde olduğu, ilaç olarak kullanılan bazı maddelerin vücutta metabolizma sırasında cathine oluşumuna yol açmadığı, bu maddenin tedavi amaçlı bir madde-ilaç olmadığı, sporcuların idrarlarında bulunan cathine maddesinin sporcular tarafından tek başına alındığı ve başka bir ilaç kullanımının cathine’nin tespitine yol açmadığı açıkça belirlenmiştir…”

Bununla da kalmayarak, şüphe uyandıran bu durum ile ilgili Efes Pilsen idarecilerine yönelttiğimiz sorular Federasyon tarafından da dile getiriliyor. Ve karşılığında tatmin edici cevaplar alınamadığı belirtiliyor.

“..Efes Pilsen Kulübü açısından konu değerlendirildiğinde, önemli oyuncularından ikisinde az ya da çok miktarda ve eşanda adli ve doping anlamında yasaklı maddeye rastlanmıştır. Bu madde bilinen, satılan, piyasada rastlanan bir madde olmadığı gibi, “cathine” dünyada belli yerlerde bulunmakta hatta ülkemizde bilinmemekte ve tanınmamaktadır…”

“…Cathine maddesinin kura ile belirlenen her iki oyuncuda da eşanda bulunması, diğer oyuncular içinde söz konusu olabileceğini akla getirmekte, hatta sporcuların “farkında olmadıkları” yönündeki ısrarlı savunmaları dikkat çekmektedir. Bu hususta Efes Pilsen Kulübü’ne yazılı soru yöneltilmiş, ancak olayı izah edecek şekilde net ve tatmin edici bir cevap alınamamıştır…

Yani işin bir yönünde, Federasyon Efes Pilsen’in içinde bulunduğu durumun şüpheli olduğu kanaatine varıyor…

Hukuki süreç sona erdiğine göre Sayın Tuncay Özilhan, Fenerbahçeli oyuncuları bir kenara bırakıp, başkanlığını yaptığı kulubün içine battığı “pislik” ile alakalı açıklamalar yapar herhalde…

Devamı…

altug, Basketbol, kategorisinde yazmış. 1 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,

26 Ekim 2009

El çabukluğu, marifet...  Kerem Gönlüm'ün cezası bir yıl!

Kerem Gönlüm’ün cezası belli oldu. (Bu vesileyle, hukuki sürecin sonuçlanması geyiği de son bulmuş oluyor.) Bunca süre normalde iki sene hak mahrumiyeti olması gereken cezayı ne yapsak ne etsek de bir seneye düşürsek diye düşünmekle geçmiş meğer.

Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu tarafından yapılan açıklamada, verilen hak mahrumiyeti cezasının kaldırılması veya indirilmesi ile ilgili hükümler açıkça belirtilmiş:

1. Doping kuralı ihlaline sebep olan maddenin WADA tarafından yayımlanan Belirlenmiş Maddeler listesinde yer alması,
2. Sporcunun, Belirlenmiş Maddenin vücuduna nasıl girdiğini ortaya koyması,
3. Sporcunun, Belirlenmiş Maddenin performansını artırma veya performansı artırıcı bir maddenin kullanımını gizleme amacını taşımadığını ortaya koymasıdır.

Açıklamanın devamında Kerem Gönlüm’ün durumunun 1 numaralı maddeyi sağlamasına rağmen, Kerem Gönlüm’ün 2 numarayı sağlayacak herhangi bir kanıt ortaya koyamadığı açıkça belirtilmekte. Ancak her nedense vücudun üretmediği ve Türkiye’de bulunmayan bu (metinde böyle telaffuz ediliyor) maddenin iki oyuncuda çıkmasından ve Kerem’in şaşkınlığından (?) yola çıkarak durumun “özel” olduğuna karar vermişler.  Ayrıca Kerem’in temiz sicili de önemli rol oynamış. Sanki bunca ceza alan oyuncuların sicilleri kirliymiş gibi.

Ve hooop! Ne sihirdir, keramet, el çabukluğu, marifet ceza bir yıla inivermiş.

Bu mudur? Budur!

altug, Basketbol, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

20 Ekim 2009

Basketbol Federasyonu Kerem Gönlüm davasını bir türlü karara bağlayamayadursun iki kulüp arasında gerginlik tırmanmaya devam ediyor… Bugün (saate bakıyorum da; aslında dün) Efes Pilsen Basketbol Şube Başkanı sert ve doğrudan Aziz Yıldırım’ı hedef alan bir açıklama yaptı.
Öncelikle tabi ki işin bu derece sevimsizleşmesine sebep olan taraf adaleti sağlamakla yükümlü olan ama malesef her iki külübe de bir şekilde gebe kalmış federasyon. Süreç açık, suç belli ama hala açıklanmış bir karar yok. Federasyona koca bir “YUH!”
Türk Sporuna Fayda
Tabi ki Efes Pilsen Basketbol Organizasyonu, Türk Basketbolunda önemli bir yere sahiptir ve tabi ki, basketbolumuzun gelişmesi ve kitlelere yayılması aşamasında önemli roller üstlenmiştir. Yetiştirdiği oyuncular ve teknik direktörler değerli insanlardır. Ancak Tuncay Bey’in gözden kaçırmaması gereken konu, Efes Pilsen’in son on yılda kademe kademe yetiştirici kimliğinden uzaklaştığı ve tamamen yarışmacı kimliğe büründüğüdür.
Fenerbahçe gibi 100 yıllık geçmişe sahip, 9 ayrı branşta toplam 1800′den fazla lisanslı sporcuyu bünyesinde barındıran bir kulüple Türk Sporuna fayda konusunda tartışmaya girmek tabirimi maruz görün “sidik yarıştırmak” anlamına gelmektedir. Kaldı ki her iki kulübün, statüleri, kuruluş motivasyonları ve sağladıkları “fayda” son derece farklıdır.
Fenerbahçe’ye devlet desteğiyle bir arazi tahsis edilmiş olabilir, Fenerbahçe buraya spor salonu yanında gelir getirecek başka projeler de hazırlamıştır. Ancak bütün bu projelerin geri dönüşleri yine Türk sporuna katkı olarak geri dönecektir. Çünkü Fenerbahçe şahıs şirketi değildir. Fenerbahçe kamu faydası için çalışmalar yapmak ve Türk sporunu ileri götürmek amacı ile kurulmuş bir “dernek”tir. Yaptığı harcamalar bir başka işletmenin ödemesi gereken vergilerden düşemediği gibi, harcamalarının vergisini ödemekle yükümlüdür.
Tuncay Özilhan’ın kendisinden beklenen cevapları bir paragrafa sıkıştırıp, geri kalanını devam eden davanın dışında konulardan seçmesi söyleyecek fazla şeyi olmadığını düşündürüyor.
Konunun özü, doping.
Tuncay Özilhan en iyi savunma saldırıdır prensibinden yola çıkmış olsa gerek Fenerbahçe oyuncuları ile ilgili doping dosyalarını gündeme getirerek; “Kaldı ki Aziz Yıldırım önce kulübünün basketbol, voleybol, yüzme ve kürek gibi branşlardaki doping sabıkalarına baksın. Hatırlamakta zorluk çekerse internette yapacağı kısa bir gezinti anılarını tazelemesini sağlayacaktır.” diyor.
Bu açıklamasının yola çıkarak kısa bir gezinti yapalım, hem pek çok forum ve blog sitesinde gözlemlediğimiz bilgi kirliliğinin önüne geçelim hem de Sayın Tuncay Özilhan’ı bilgilendirelim istedik. Belli ki kendisinin araştırması tek yönlü ve üstünkörü yapılmış. Araştırma sonuçlarını okuduğunuzda göreceksiniz ki, doping yaptığı iddia edilen bazı oyuncularla ilgili suçlamalar asılsızdır. Adı Fenerbahçe ile anılan bazı oyuncular ise Fenerbahçe’nin oyuncusu değildir. Suçu kanıtlanan oyuncular 2 yıl ceza almış ve Fenerbahçe ile ilişkisi kesilmiştir. Hiçbir vak’ada oyuncu kendisine verilenler dışında bir madde kullanmadığını iddia etmemiştir. Ve yine açıklandığı kadarıyla hiç bir dopingli madde kullanımında aynı müsabakada, aynı takımdan birden fazla oyuncuda yasaklı maddeye rastlanmamıştır.
1-Kaspars Kambala (Basketbol)
13 Aralık 2006′da oynanan Fenerbahçe Ülker – Aris maçında Fenerbahçe oyuncusu Kaspars Kambala’da yasaklı maddeye rastlandığının açıklanmasından sonra Fenerbahçe Ülker söz konusu oyuncuyu süresiz kadro dışı bırakmıştır. İkici numunesi de pozitif çıkan oyuncunun kullandığı maddenin kokain olduğunun kesinleşmesinin ardından sözleşmesi tek taraflı fesh edilmiştir. Kaspars Kambala 2 yıl ceza almış daha sonra yaptığı savunmada maddeyi kardeşinin ölümü sebebiyle bunalımlı olduğu bir dönemde bir hap ile birlikte bilmeden kullandığını itiraf etmesiyle cezası 14 aya indirilmiştir. Kaspars Kambala bir daha Fenerbahçe forması giymemiştir.
2- Anıl Şenova (Atletizm)
Milli atlet Anıl Şenova’da yasaklı madde efedrin’e rastlanmıştır. Anıl Şenova iki yıl spordan men cezası almıştır. Doping hadisesinin Fenebahçe ile ilişkilendirilmesi üzerine 07 Nisan 2007′de Fenerbahçe Spor Kulübün’den yapılan “Bizim sporcumuz değil” başlığıyla açıklamada şu sözlere yer verilmiştir : “Bazı gazetelerde Fenerbahçeli sporcu olarak yer alan ve yarışmalarda dopingli olduğu tespit edilen Anıl Şenova kulübümüz sporcusu değildir. Adı geçen sporcu 7 ay önce bonservisini talep etmiş ve kulübümüze uyum sağlamadığı gerekçesiyle bonservisi kendisine verilmiştir. Sporcu o haliyle Atletizm federasyonu tarafından Balkan yıldızlar şampiyonası takımında yarıştırılmış ve dopingli olduğu tespit edilmiştir.
Spor kamuoyuna duyurulur” (http://www.fenerbahce.org/fb2008/popdetay.asp?ContentID=7009)
3-Sibel Piroğlu (Yüzme)
Fenerbahçe Spor Kulübü yüzücülerinden Sibel Piroğlu’nda Nerosisteron isimli ilaca rastlanmış, bu durum kamuoyunda Fenerbahçe’li spocu doping yaptı şeklinde aksettirilmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübün’den yapılan açıklamada, Nerosisteron’un bayanların özel günlerinde kulladıkları düzenleyici ilaçlar arasında olduğu için Sporcular tarafından kullanımı serbest olan maddeler sınıfında yer almakta olduğu anlatılmıştır. Maddenin kabul edilebilir sınır içerisinde olduğu belgeler ile kanıtlanmış, Sibel Piroğlu aklamış, cezası kaldırılmıştır. (http://www.fenerbahce.org/fb2008/popdetay.asp?ContentID=1278)
4-Gizem Papila (Yüzme)
Fenerbahçe’li milli sporcu Gizem Papila’da kas gelişimine yardımcı olan yasaklı maddeye rastlanmıştır. Gizem Papila 2 yıl spor müsabakalarından men cezası almış daha sonra da aktif spor yaşantısını noktalamıştır.
5-Burak Hascan (Voleybol)
Burak Hascan 21 Nisan 2007′e Norandros Terone kullandığı gerekçesi ile 2 yıl spor müsabakalarından men cezası almıştır. Burak Hascan yasaklı maddeyi tedavi amaçlı kullandığını belgeleriyle kanıtlayınca cezası 10 aya indirilmiştir. 29 Nisan 2008′de yapılan doping kontrollerinde idrar numunesinde yine aynı maddeyi kullandığı belirlenen Burak Hascan bu kez ömür boyu men cezası almıştır. Ne var ki, Norandros Terone maddesi vücuttan 12-18 ay arasında temizlenebilen bir maddedir. Aradan geçen 14 aylık süre içerisinde maddenin kontrolünü yapması gerekirken herhangi bir takip yapmayan Voleybol Federasyonu bir skandala imza atarken, Burak Hascan’ın itirazı tahkim kurulunca haklı bulunmuş ve ömür boyu men cezası iptal edilerek 2 yıl spor müsabakalarından men cezasına çevrilmiştir. Burak Hascan 2008 yılından bu yana Fenerbahçe’nin sporcusu değildir.
6-Özkan Özdek (Kürek)
Fenerbahçe Sporcusu Özkan Özdek hakkıda idrar numunesinde “esrar” maddesine rastlandığı iddia edilmiştir. Oyuncu bu suçlamayı kabul etmediği gibi, Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından yapılan açıklamada kulübe bu konuda bir tebligat yapılmadığı, aynı şekilde WADA’nın da bilgilendirilmediği dolayısıyla WADA kanalıyla da ulaşan herhangi bir tebligat olmadığı belirtilmiştir. Federasyona resmi olmayan kanallardan sözlü olarak iletildiği iddia edilen vak’ada bahsi geçen kontrol yarışma dışı süreçte yapılmıştır (Gerçekten yapıldıysa!) Yine aynı iddiada dile getirilen, Özkan Özdek’in başka bir oyuncunun yerine yarıştırıldığı ve yarışmadan men edilmesi için WADA’nın yaptığı baskı Fenerbahçe Spor Kulübü’nden yapılan açıklamada net bir dille yalanlamıştır. Özkan Özdek’in yerine yarıştırıldığı iddia edilen Berk Günbatı ile aynı yaşrışta birlikte yarıştığı organizasyonun resmi web sitesi kaynak gösterilerek açıklanmıştır. http://www.fenerbahce.org/fb2008/popdetay.asp?ContentID=3479
Sayın Tuncay Özilhan’dan söz verdiği üzere konunun üzerine gitmesini, bu skandala kimler karıştıysa Efes Pilsen Organizasyonu’ndan ayıklamasını bekliyoruz. Uzun konuşmasında çizdiği Efes Pilse profiline yakışanı budur…
Final Serisinde Organize Doping İddiası

Basketbol Federasyonu Kerem Gönlüm davasını bir türlü karara bağlayamayadursun iki kulüp arasında gerginlik tırmanmaya devam ediyor… Bugün (saate bakıyorum da; aslında dün) Efes Pilsen Basketbol Şube Başkanı sert ve doğrudan Aziz Yıldırım’ı hedef alan bir açıklama yaptı.

Öncelikle tabi ki işin bu derece sevimsizleşmesine sebep olan taraf adaleti sağlamakla yükümlü olan ama malesef her iki külübe de bir şekilde gebe kalmış federasyon. Süreç açık, suç belli ama hala açıklanmış bir karar yok. Federasyona koca bir “YUH!”

Türk Sporuna Fayda

Tabi ki Efes Pilsen Basketbol Organizasyonu, Türk Basketbolunda önemli bir yere sahiptir ve tabi ki basketbolumuzun gelişmesi ve kitlelere yayılması aşamasında önemli roller üstlenmiştir. Yetiştirdiği oyuncular ve teknik direktörler değerli insanlardır. Ancak Tuncay Bey’in gözden kaçırmaması gereken konu, Efes Pilsen’in son on yılda kademe kademe yetiştirici kimliğinden uzaklaştığı ve tamamen yarışmacı kimliğe büründüğüdür.

Fenerbahçe gibi 100 yıllık geçmişe sahip, 9 ayrı branşta toplam 1800′den fazla lisanslı sporcuyu bünyesinde barındıran bir kulüple Türk Sporuna fayda konusunda tartışmaya girmek tabirimi maruz görün “sidik yarıştırmak” anlamına gelmektedir. Kaldı ki her iki kulübün, statüleri, kuruluş motivasyonları ve sağladıkları “fayda” son derece farklıdır.

Fenerbahçe’ye devlet desteğiyle bir arazi tahsis edilmiş olabilir, Fenerbahçe buraya spor salonu yanında gelir getirecek başka projeler de hazırlamıştır. Ancak bütün bu projelerin geri dönüşleri yine Türk sporuna katkı olacaktır. Çünkü Fenerbahçe şahıs şirketi değildir. Fenerbahçe kamu faydası için çalışmalar yapmak ve Türk sporunu ileri götürmek amacı ile kurulmuş bir “dernek”tir. Yaptığı harcamalar bir başka işletmenin ödemesi gereken vergilerden düşemediği gibi, harcamalarının vergisini ödemekle yükümlüdür.

Tuncay Özilhan’ın kendisinden beklenen cevapları bir paragrafa sıkıştırıp, geri kalanını devam eden davanın dışında konulardan seçmesi söyleyecek fazla şeyi olmadığını düşündürüyor.

Devamı…

altug, Basketbol, kategorisinde yazmış. 8 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , ,

3 Ekim 2009

Final Serisinde Organize Doping İddiası

Ağustos ayının ikinci yarısından itibaren basketbolumuzda “doping” yeniden tartışılmaya başlandı…

Önce Efes Pilsen’in ve milli takımımızın deneyimli oyuncusu Kerem Gönlüm’de yasaklı madde Cathine’e rastlandı. Kerem’in temiz sicili, övülen karakteri sebebiyle kamuoyundan büyük destek görmesiyle başlayan bu süreç, yine Kerem’in ilginç açıklamasıyla şekil değiştirdi. Fenerbahçe’nin basın toplantısı ile ortam gerildi.

Birinci bölümde süreci inceleyeceğiz.

İkinci bölümde Efes Pilsen açıklamalarının satır aralarına bakacağız.

Üçüncü bölümde ise, Cathine maddesi hakkında bilgiler vereceğiz

Son bölümde ise sorularımız olacak. Devamı…

altug, Araştırma, kategorisinde yazmış. 10 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.