24 Kasım 2009
Eksikler olabilir. Kadro sorunları olabilir (ama transfer özgürlüğünüz,gücünüz ve şöhretiniz varken o da kulüp ve teknik direktörün sorumluluğudur, Inter’de ise despot başkanın!). Rakibiniz sizden daha takım gibi olabilir, vs vs vs. Bugünkü Barcelona-Inter eşleşmesinde olduğu gibi. Öte yandan rakibinizin en korkutucu ve belki de kazanma istikrarındaki kilit adam Messi yokken, diğer golcüsü Zlatan yokken mazeretler ciddi ölçüde azalır.
Ama bu duruşunuzu ve büyük takım gibi oynama isteğinizi bozmamalıdır. Maç başlamadan kafanızda herşeyi bitirmenize bahane olmamalıdır. Adınızın taşıdığı kimliği hiçe sayarsanız, takımınızın kafasını korkularla doldurup baskı altına alırsanız en basit şeyleri bile yapamaz, tereddütler yaşar,hata yapmaktan korkar,hücum etme bilincini kaybeder, eli ayağına dolaşır, yardımlaşamazlar.
Mourinho’nun Inter’i Milano’daki maçta biraz böyleydi. Nou Camp’da ise tamamen… Tıpkı geçen yıl 2. turda Manchester United’a, önceki yıl Liverpool’a karşı olduğu gibi.
Mourinho kendisini de, kariyerini de, Inter’i de inkar ediyor. Takımına bu kadar güveni azsa, 2. sezonda birazcık aşama kaydetmiş olmaları gerekmez miydi?
Hoş, Inter yıllardır grupların ötesine fazla gidemiyor ya… Ha Mourinho ha Mancini ha Cuper ile…









