5 Ağustos 2010

Aykut Kocaman kötü bir maç yönetti.

Maç içi yaptığı teknik değişikliklere katılmadım… Alex’i çıkartması, Semih’i oyuna alırken yaptığı veya aslında yapmak istediği tercihler, Baroni’nin 90 dakika oyunda kalması ve hatta Gökhan Gönül ile başlamaması.

Evet sorunlar büyük, aşağıdaki yazıda yazdığım gibi önemli eksikler, üstüne geciken transferler neticesinde takımda ciddi bir kalite eksikliği var.

Bunlar tamam.

Ama maç sonunda dinlediklerim endişelenmeme sebep oldu.

Devamı…

altug, Fenerbahçe, kategorisinde yazmış. 25 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , ,

27 Ekim 2009

dnz_fb_14may09

Galatasaray’ın Kadıköy’de 10 sezondur kazanamadığı her maç sonrası aynı strateji uygulanıyor. Belki de bu yüzden sonuç değişmiyor, kimbilir!

Strateji şu: Maç şokunu atlattıktan birkaç saat sonra önce akşam televizyon programlarında ve ertesi gün çıkacak onlarca köşe yazısında tüm yorumların temelini saha dışı faktörlerle süslemek, pazartesi akşamı itibariyle gündemi futbol dışına çekmek.

Her Kadıköy derbisi ardından yaşanan olayları sanki başka maçlarda veya Ali Sami Yen’de olmuyormuş gibi göstererek, Fenerbahçe’nin her şekilde cezalandırılması için çalışmak…

Galatasaraylı futbolculara atılan pet şişeleri, Fenerbahçelilere atılan pet şişe dağlarından daha önemli hale sokmak.

90 dakika edilen küfürleri “Aziz Yıldırım’ın hakettiği” noktasına getirip önemsememek…

Elbette Galatasaraylı futbolcuların morali bozulup, oyundan düşüp, rakibe yumruk atmaları haklı kılınırken aynı şartlar Fenerbahçeliler için hafifletici sebep olamıyor! Yani Keita yumruk atabilir, tahrik var, ama Volkan’ın Lincoln’e yaptığı ayıptır, çirkefliktir.  (Keita 3 hafta önce Kasımpaşalı oyuncuya sallamış bile o yumruğu, ne gam!) Devamı…

ebru, Araştırma, Fikr-i Takip, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

13 Ekim 2009

Milli başarısızlığın sebebi Alex, attığı golden sonra utanmadan seviniyor

Milli başarısızlığın sebebi Alex, attığı golden sonra utanmadan seviniyor

Sonunda bu da oldu… Milli başarısızlığımızın sebebini ucundan kıyısından Alex’e dayandırdık.

Ömer Üründül bu günkü “Türk Futbolu ve Alex De Souza” başlıklı yazısında lafı döndürmüş, dolandırmış Alex’e getirmeyi başarmış. Vallahi bravo !

“Futbolumuza bakış açısındaki yanlışlığı canlı bir Alex örneği ile gündeme getirmek istiyorum. Alex koşmuyor, top rakipteyken pres yapmıyor. Kuvvetli driplinglerle ileriye doğru adam eksilterek mesafe kat edemiyor. Ama kolay ligde üstün zekası ve yetenekleri ile gol atıyor, asist yapıyor. Bunlardan ben de seyir zevki alıyorum.  Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Alex bugünkü fizik yetersizliği ve devamsızlığı ile üst düzel bir ligde başarılı olamaz. Zaten bugüne kadar talep de almadı. Brezilya Milli Takımı’na da çağrılmıyor. Ama ciddi bir Alex hayranlığı var, hatta heykelinin dikilmesini arzu edenler var! Benim bu konuda görüşüm var. Yorumunu da okuyucularıma bırakıyorum: “Eğer Alex doğruysa; Lampard, Gerrard, Xavi ve İniesta yalan.”

Ne desem bilmiyorum…

Bırakın şu adamcağız sanatını icra etsin. Keyif alıyorsanız alkışlayın. Beğenen beğensin. Siz beğenmiyorsanız izlemeyin… Her tartışmaya meze olmak zorunda mı Alex?

Milli başarısızlığımızı masaya yatıran yazarlarımıza bir hatırlatmamız var; Derdimiz İspanya’yı geçememek değil. Bosna Hersek’in altında kalmak… Belçika’yı yenememek. Estonya’ya puan vermek. Alex bu üç ligi de bizim ligimizi domine ettiği gibi domine edebilir herhalde di mi?

Lampardlar, Gerrardlar, Xavi ve Iniestalar daha “major” bir problemin konuları. Biz şu anda elimizdeki potansiyelin kötü yönetilmesi ile ilgili “minör” bir noktadayız. Amerika’yı yeniden keşfetmenin alemi yok.

Yoksa, 3 gündür dinlediğimiz tüm problemler 2002′de de vardı, 2008′de de.

altug, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 6 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.