
Milli başarısızlığın sebebi Alex, attığı golden sonra utanmadan seviniyor
Sonunda bu da oldu… Milli başarısızlığımızın sebebini ucundan kıyısından Alex’e dayandırdık.
Ömer Üründül bu günkü “Türk Futbolu ve Alex De Souza” başlıklı yazısında lafı döndürmüş, dolandırmış Alex’e getirmeyi başarmış. Vallahi bravo !
“Futbolumuza bakış açısındaki yanlışlığı canlı bir Alex örneği ile gündeme getirmek istiyorum. Alex koşmuyor, top rakipteyken pres yapmıyor. Kuvvetli driplinglerle ileriye doğru adam eksilterek mesafe kat edemiyor. Ama kolay ligde üstün zekası ve yetenekleri ile gol atıyor, asist yapıyor. Bunlardan ben de seyir zevki alıyorum. Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Alex bugünkü fizik yetersizliği ve devamsızlığı ile üst düzel bir ligde başarılı olamaz. Zaten bugüne kadar talep de almadı. Brezilya Milli Takımı’na da çağrılmıyor. Ama ciddi bir Alex hayranlığı var, hatta heykelinin dikilmesini arzu edenler var! Benim bu konuda görüşüm var. Yorumunu da okuyucularıma bırakıyorum: “Eğer Alex doğruysa; Lampard, Gerrard, Xavi ve İniesta yalan.”
Ne desem bilmiyorum…
Bırakın şu adamcağız sanatını icra etsin. Keyif alıyorsanız alkışlayın. Beğenen beğensin. Siz beğenmiyorsanız izlemeyin… Her tartışmaya meze olmak zorunda mı Alex?
Milli başarısızlığımızı masaya yatıran yazarlarımıza bir hatırlatmamız var; Derdimiz İspanya’yı geçememek değil. Bosna Hersek’in altında kalmak… Belçika’yı yenememek. Estonya’ya puan vermek. Alex bu üç ligi de bizim ligimizi domine ettiği gibi domine edebilir herhalde di mi?
Lampardlar, Gerrardlar, Xavi ve Iniestalar daha “major” bir problemin konuları. Biz şu anda elimizdeki potansiyelin kötü yönetilmesi ile ilgili “minör” bir noktadayız. Amerika’yı yeniden keşfetmenin alemi yok.
Yoksa, 3 gündür dinlediğimiz tüm problemler 2002′de de vardı, 2008′de de.