28 Eylül 2010

“Fiziki direnci yetersiz, son bölümde iyice yorulmuş Alex bile hücum presle top çalıp gol attırıyorsa durum Kasımpaşa açısından vahim demektir..”

Yukarıdaki satır, Ömer Üründül’ün Kasımpaşa – Fenerbahçe maç yazısının kapanış cümlesi.

Yıllardır “Alex tek bir top bile çalmıyor, pres yapmıyor, koşmuyor, fiziksel olarak kötü, ayağını hiçbir topa sokmuyor” gibi bir dolu kalıbın en dik kafalı savunucularından. İyi kötü  Alex dün rakipten bir top kazanıyor dakikalar 90+’ları gösterirken (1 gol-1 asisti var Alex’in 90+’da bu arada), kazandığı topu da enfes bir şekilde Niang’ın kafasına yapıştırıp resmen golü attırıyor.

O güzelim pozisyon için tek yazabildiği bu, Üründül’ün. Niyet işte böyle zamanlarda kendini gösterir.

Kasımpaşa’lıları suçlu ilan etmiş çoktan da, Alex’e de lafı sokuşturmuş kendi yetersiz ezber kalıplarıyla. “Alex bile top çalıyor sizden eyyy Kasımpaşa’lılar, sizin topunuzun …” diye bitirecek olmuş yazıyı da, vazgeçmiş bir havası var.

Çok zoruna gitmiş çookk.

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

baran, Medya, kategorisinde yazmış. 5 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

5 Ağustos 2010

Aykut Kocaman kötü bir maç yönetti.

Maç içi yaptığı teknik değişikliklere katılmadım… Alex’i çıkartması, Semih’i oyuna alırken yaptığı veya aslında yapmak istediği tercihler, Baroni’nin 90 dakika oyunda kalması ve hatta Gökhan Gönül ile başlamaması.

Evet sorunlar büyük, aşağıdaki yazıda yazdığım gibi önemli eksikler, üstüne geciken transferler neticesinde takımda ciddi bir kalite eksikliği var.

Bunlar tamam.

Ama maç sonunda dinlediklerim endişelenmeme sebep oldu.

Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

altug, Fenerbahçe, kategorisinde yazmış. 25 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , ,

27 Ekim 2009

dnz_fb_14may09

Galatasaray’ın Kadıköy’de 10 sezondur kazanamadığı her maç sonrası aynı strateji uygulanıyor. Belki de bu yüzden sonuç değişmiyor, kimbilir!

Strateji şu: Maç şokunu atlattıktan birkaç saat sonra önce akşam televizyon programlarında ve ertesi gün çıkacak onlarca köşe yazısında tüm yorumların temelini saha dışı faktörlerle süslemek, pazartesi akşamı itibariyle gündemi futbol dışına çekmek.

Her Kadıköy derbisi ardından yaşanan olayları sanki başka maçlarda veya Ali Sami Yen’de olmuyormuş gibi göstererek, Fenerbahçe’nin her şekilde cezalandırılması için çalışmak…

Galatasaraylı futbolculara atılan pet şişeleri, Fenerbahçelilere atılan pet şişe dağlarından daha önemli hale sokmak.

90 dakika edilen küfürleri “Aziz Yıldırım’ın hakettiği” noktasına getirip önemsememek…

Elbette Galatasaraylı futbolcuların morali bozulup, oyundan düşüp, rakibe yumruk atmaları haklı kılınırken aynı şartlar Fenerbahçeliler için hafifletici sebep olamıyor! Yani Keita yumruk atabilir, tahrik var, ama Volkan’ın Lincoln’e yaptığı ayıptır, çirkefliktir.  (Keita 3 hafta önce Kasımpaşalı oyuncuya sallamış bile o yumruğu, ne gam!) Devamı…

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

ebru, Araştırma, Fikr-i Takip, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

13 Ekim 2009

Milli başarısızlığın sebebi Alex, attığı golden sonra utanmadan seviniyor

Milli başarısızlığın sebebi Alex, attığı golden sonra utanmadan seviniyor

Sonunda bu da oldu… Milli başarısızlığımızın sebebini ucundan kıyısından Alex’e dayandırdık.

Ömer Üründül bu günkü “Türk Futbolu ve Alex De Souza” başlıklı yazısında lafı döndürmüş, dolandırmış Alex’e getirmeyi başarmış. Vallahi bravo !

“Futbolumuza bakış açısındaki yanlışlığı canlı bir Alex örneği ile gündeme getirmek istiyorum. Alex koşmuyor, top rakipteyken pres yapmıyor. Kuvvetli driplinglerle ileriye doğru adam eksilterek mesafe kat edemiyor. Ama kolay ligde üstün zekası ve yetenekleri ile gol atıyor, asist yapıyor. Bunlardan ben de seyir zevki alıyorum.  Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Alex bugünkü fizik yetersizliği ve devamsızlığı ile üst düzel bir ligde başarılı olamaz. Zaten bugüne kadar talep de almadı. Brezilya Milli Takımı’na da çağrılmıyor. Ama ciddi bir Alex hayranlığı var, hatta heykelinin dikilmesini arzu edenler var! Benim bu konuda görüşüm var. Yorumunu da okuyucularıma bırakıyorum: “Eğer Alex doğruysa; Lampard, Gerrard, Xavi ve İniesta yalan.”

Ne desem bilmiyorum…

Bırakın şu adamcağız sanatını icra etsin. Keyif alıyorsanız alkışlayın. Beğenen beğensin. Siz beğenmiyorsanız izlemeyin… Her tartışmaya meze olmak zorunda mı Alex?

Milli başarısızlığımızı masaya yatıran yazarlarımıza bir hatırlatmamız var; Derdimiz İspanya’yı geçememek değil. Bosna Hersek’in altında kalmak… Belçika’yı yenememek. Estonya’ya puan vermek. Alex bu üç ligi de bizim ligimizi domine ettiği gibi domine edebilir herhalde di mi?

Lampardlar, Gerrardlar, Xavi ve Iniestalar daha “major” bir problemin konuları. Biz şu anda elimizdeki potansiyelin kötü yönetilmesi ile ilgili “minör” bir noktadayız. Amerika’yı yeniden keşfetmenin alemi yok.

Yoksa, 3 gündür dinlediğimiz tüm problemler 2002′de de vardı, 2008′de de.

  • FriendFeed
  • Blogger
  • Tumblr
  • LinkedIn
  • RSS

altug, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 6 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.