3 Ocak 2010

Bu ülkede kimse sistemin sahipleri aleyhine konuşamaz. Hakemi, futbolcusu, teknik direktörü, eski yöneticisi,  malzemecisi,vs vs. Zira eğer aktif olarak sektörün içinde iseler ortada kalırlar, beş kuruş para kazanamazlar. Kariyerleri biter, süründürülürler. Eğer emekli olup başka yapacak işleri yok ise yine aç kalırlar. Televizyonlara çıkamaz, büyük gazetelerde köşe bulamazlar.

Medyanın durumu daha da vahimdir. Asli görevleri kamuoyuna doğruları yansıtmakken, sistemin ağabeylerinin kulları olmuşlardır. Yani işlerine, iş ahlaklarına ihanet ederler. Çoğu şeyi bilirler, kimin eli kimin cebinde, kim kimin ayağını kaydırıyor, hangi lobi oyunları dönüyor içki sofralarında konuşurlar. Ama televizyon karşısına çıktılar mı çiçeklerden, havadan sudan ve ağabeylerinin konuşmalarını istedikleri konulardan bahsederler. Ahlak ve adaletleri sürekli yön değiştirir. Savundukları ve karşı çıktıkları değerler de. Gerçekleri bildikleri halde, belki de suratına bakmayacakları insanlara yalakalık yaparlar. Överler. Emek verenleri, işini yapmaya çalışanları manşetleri, yalan haberleri, ters propagandaları ile ezerler. Yıldırırlar.Yıpratırlar. Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 11 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , ,

26 Kasım 2009

101

Özellikle 2000′lerden sonra sert, sözde orta sahayı ön plana çıkaran ama orta saha inceliğini arkaya iten, rakibi bozma ve durdurmayı “modern futbol” diye yutturmaya çalışan bir yorumcu profili çıktı. Türevleriyle beraber…

Yıllardır televizyon ve gazetelerde yapılan pompalamalar ile ligdeki diğer takımların, Türk teknik direktörlerin, futbolcuların akıllarını çelmeyi başardılar. Takımlar hücum futbolu oynamayı unuttu. Futbolcularımız hücum etmeyi unuttu. Rakip yarı sahaya geçtiklerinde nasıl atağa çıkacaklarını unuttu. Kimse hücum setlerine kafa yormadı. Çalışmadı. Yenilik peşinde koşmadı. Zira işin kolayı vardı: Yerleştir bir tane daha defansa yönelik orta saha, kilitle, kimse birşey üretemesin, sen de al puanı git. Ne gereği var iki yönlü top oynayan takım yaratmak için çabalayıp risk almaya, acı çekmeye, işsiz kalmaya?!! Bak bunu yaptın mı bir de övgü alıyorsun medyadan.

gokcedemirkolurundul

Eğer Türkiye ligi, yorumcuların çoğunun iddia ettiği kadar kötü ise (ki asla katılmıyorum) önce suyu nasıl zehirlediklerine bakmaları lazım. Kendilerini ve söylediklerini “Tanrı” ve “Tanrı kelamı” mertebesine taşıyan egolarını indirmeleri lazım.

Bunları niye mi yazıyorum? Barcelona yüzünden.

Türkiye içine ve özellikle Fenerbahçe’ye geldi mi “koy orta sahaya bir savunma ağırlıklı adam daha, istediği kadar düz olsun farketmez. Veya deplasmanda bu bölgeyi üçle” diye milletin (ve Rijkaard’ın) başının etini yersiniz.

Size göre modern futbol ancak böyle oynanır.

Ernst ve Fink’i merkeze oturtan, sert oyun anlayışı ile rakibi sadece “durdurmaya” motive olmuş anlayışı översiniz (bu tek maçlık tercih olsa sorun yok, ama değil. Ernst ve Fink’in de şahıslarına lafımız yok). Geride beklemeyi, anti-futbolu taktiksel dehaya çevirirsiniz.

fbsev

2 sezon boyunca herşeyi göze alıp, asla geri adım atmayan Zico’nun “guzel oyun, rakip kim olursa olsun hep kendi oyununu oynama” felsefesini bir gün bile takdir etmezsiniz.  Övemezsiniz.  Guardiola ve Barcelona’yı anlattığınız kadar Fenerbahçe ve Zico’yu anlatmazsınız. Anlatmak işinize gelmez. Aksine Zico’yu aşağılarsınız, küçümsersiniz.

Cümle aleminiz “bak bu Chelsea, haddini bil, kork, Deivid’i kes, orta saha savunmasına ilave adam koy” dersiniz. Şişmiş egolarınız defalarca patlatılır, ama anlamamazlıktan gelirsiniz. Laflarınız ve çamurlarınız attığınız yerde kalır. Kimse kendisini aklayamaz.

Sonra da dönüp Barcelona ve Guardiola’ya methiye düzmekten lügatta kelime bırakmazsınız. Sanki yukardaki ülke futbolu güdüklüğünün mimarı değilmişsiniz gibi…

messiag3

Oysa herşeyi bu kadar işgal eden yazılarınızı ve dillerinizi, teknik direktör ve futbolculara cesaret vermek ve Lucescu tarzı ile yumuşattığınız 2004 Yunanistan futbolu pompanızın yerine “alternatifiniz var, imkanlarınız kısıtlı da olsa pozitif futbola hizmet edebilirsiniz, biz sizin arkanızdayız” demek için kullansanız herşey farklı olabilirdi.

ebru, Medya, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , , ,

4 Kasım 2009

2009-11-03_mac002

 Spor medyasının en çok kullandığı yapmacık klişelerden.

Ama işte al sana milat…

Fenerbahçe, saha içine tribünden yabancı madde atarak müdahale eden kişileri tespit ettiğini ve bunlar hakkında gerekli işlemlerin yapılacağını (ikisinin şimdiden kombine kartları iptal edilmiş) kamuoyuna duyurdu.

“Kamuoyu”nun samimiyeti ve bu işin ne kadar takipçisi olacağı ise şimdilik meçhul. Şimdiden pek böyle söylemek istemiyorum fakat durum biraz da umutsuz gibi. Çünkü tarafsız ve etik düşkünü, ahlaklı Türk Spor Medyası, bu çok önemli konuyu geri planda tutarak (en azından en öne çıkarmayarak) satır arası küçük punto haberlerle vermeyi tercih etti. Muhtemelen bu çok önemli hamleyi yapan kulüp Fenerbahçe olduğu için kalem tutan eller, kelam eden dillerde gözle görülür bir tutukluk var. Yoksa nerede o, bu tip fair ve etik hareketlere düzülen süslü-püslü yazılar, dökülen anlı-şanlı diller.  Biz yine de bekleyelim, umalım uykularından uyananlar olsun, yaptığımız eleştiri erken olsun. Bu uygulamanın değer kazanıp yaşayabilmesi için yapılan doğru hamlenin değerinin hak ettiği şekilde verilmesi şarttır. Yaşayıp yaşamayacağını da önümüzdeki süreç gösterecek, çünkü bunun samimi bir karşılık bulması ancak her stadyumda bu işlemin ayırımcılık yapılmadan uygulunması ve bu uygulama için oluşturulacak “kamuoyu” baskısıyla mümkün olacaktır.

Yoksa, misal daha 3 gün önce Ali Sami Yen Stadında küfür-kıyamet altında oynanmış bir Galatasaray – Sivasspor maçı sonrası “bu küfürler toplu olarak süreklilik arzetmedi, kesik kesik 2 dakika altında kaldı, her defasında 120 saniye değil de 110 saniye kadar sürdü, ama tahrik vardı” gibi savunmalarla önce kitabına uydurulup, sonra gündemden düşürülüp halının altına süpürülerek, üzerine gidilmeyerek, nalıncı keserini çok zaman olduğu gibi tarafı olduğuna yontan uygulamalar yapılacaksa, daha önceki çook örnekte olduğu gibi bu yabancı madde atanları teşhir etme ve haklarında yasal yollara başvurma konusunda da havanda su dövmekten öteye gidilemeyecektir.

Fakat Fenerbahçe, yaptığı bu doğru uygulamanın faydasını en azından mutlaka kendisi görecektir. Ne olursa olsun kendi stadında yapılan yanlışın üzerine cesaretle giderek son yıllarda çok azalttığı (ki yıllardır yaşanan ufak-tefek olayların da tamamı münferittir, yönetim bilgisi dahilinde, destekli ya da yönlendirmeli organize saldırı devri Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadında çoktan kapanmıştır) bu tip hareketleri, uzun dönemde tamamen yok etmeye yönelik çok cesur ve ciddi bir hamle yapmış bulunmaktadır.

baran, Fenerbahçe, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

30 Ekim 2009

MoneySoccer

Resmi Yayıncı Kuruluş : Ligtv-Digiturk (Çukurova Holding)

Resmi Yayıncı Kuruluş Olma Adayı: Dsmart (Doğan Medya)

Devlet Kontrollü Bahis Ortağı: İnteltek (Turkcell —>  Çukurova Holding)

Milli Takım Ana Sponsoru : Turkcell

Süper Lig Ana Sponsoru: Turkcell

Resmi İnternet Bahis Siteleri: iddaa.com bilyoner.com (Çukurova Holding), nesine.com (Doğan Medya), misli.com (Şansal Büyüka ve oğlu Hazar Büyüka)

Müstakbel Resmi İnternet Bahis Sitesi Sahibi Adayları: Doğuş Grubu (Ntvspor), Sadettin Saran

Sanal bahiste iddialı kapışma (13.06.2009)

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 0 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

27 Ekim 2009

zico_19may07_1

Zico çiçeklerden kaçıyor

Şu an Kanaltürk’de Serhat Ulueren-Ahmet Çakar ve Reha Muhtar, Galatasaray’ın 10 yıllık buhranını çözmeye çalışıyor.Sonuç, Kadıköy’e giderken ve o statta yapılan zorbalığa varan ortam baskısı… Yani:

Galatasaray otobüsünün rengi değişir. Zira can korkusu vardır.

Futbolcular her an tedirgindir, yol boyunca kara kara düşünür. Kafamıza bu sefer ne yiyeceğiz, soyunma odası koridorunda başımıza ne gelecek diye…

Sokaktan geçen Fenebahçeliler kötü kötü bakar.Parmak sallar.

Sahaya çıkarken 50 bin kişi ıslıklar. Küfür eder.

Kornerlerde pet şişe atılır.

Maç içinde aleyhte tezahurat olur.

İşte Galatasaray Kadıköy’e böyle çıkar. Kendi stadında görmediği şeylere tanık olur.Tıpkı evinden ilk kez çıkıp kente gelen taşralı genç gibi…

İşte bu “tirajik psikolocik” baskıyı kaldıramaz. Kadıköy’deki haksızlığı sineye çeker olgunca…

zico_19may07

Çiçek yağmuru devam ediyor

Oysa onlar tüm rakiplerini kırmızı halı ile karşılar. Fenerbahçe Ali Sami Yen’e giderken Galatasaraylılar çember yapıp alkışlar. Stat görevlileri şerbet ikram eder. Protokol’de viski bardağı hediye edilir. Tribünler Dünya Su Gününü Fenerbahçeli futbolcular ile kutlar. Alex korner sırasında pet şişe yığını içinde yüzerken, dünyadaki su krizine rağmen bu bonkörlüklerinden dolayı Galatasaraylılara teşekkür eder.

semih_pil

Tümer’in gözleri dolar, tribünleri alkışlar. Galatasaraylı taraftarlar hakem niye Tümer’e sarı kart gösterdi diye anlamaz, hatırını sorar. Ama Fenerbahçe kibardır, Ali Sami Yen sahiplerine bu misafirperverliklerinden dolayı 2-1′lik galibiyet sunar. “Bizi psikolocik baskı altına almayıp rahatça futbolumuzu oynamamızı sağladığınız için” diye.

Sonra taraftarlarının yanına gidip eğlenirler. Galatasaray tribünleri de onlara sarı kırmızı plastik koltuklar atar. Zira Tuncay ikram edilen suları içtiği için, yine rakibi psikolocik baskı altına sokmuştur.

tuncay_su

İşte böyledir Ali Sami Yen ziyaretleri.

Elbette normaldir Galatasaray’ın bu “psikolocik” harpten hep “harap” çıkması…

Ne de olsa 100 kat şilte altındaki fasulye tanesi yüzünden beli tutulan “prens”tir. Sistemin prensi…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , ,

14 Ekim 2009

daum_tr_s

12 Ekim Pazartesi, “Daum’un harcanan gençleri” başlıklı araştırma yazımız sebebiyle Sabah Gazetesi yazarı Gürcan Bilgiç’e konuk olmuşuz. Her ne kadar sitemizin ismini anmasa da (neden ki?) kısa bir süre içerisinde beklediğimizin de ötesinde fazla kişiye ulaşabilmek hoşumuza gitti. Bunlardan biri de tabi ki; Gürcan Bilgiç.

Ancak konuyu ele alış şekli için aynı kelimeleri kullanamayacağız maalesef. Şöyle diyor Gürcan Bilgiç;

“Sevgili Mehmet (Demirkol) bu yönde bir yazı kaleme aldıktan sonra, Mustafa Kocagül isimli okuyucumdan bir mail geldi. Bir spor blogunda aslında Daum’un ne kadar çok genç yetiştirdiği yönünde örnekler veriliyordu. Çok güldüm.

Her ne sebeple olursa olsun, insanları güldürebilmek güzel bir şey… Ama keşke, güldürürken düşündürebilseydik de.

Çünkü, birazdan inceleyeceğimiz yazısı, yıllardır futbolun içinde olan, köşesinden ve televizyon ekranlarından milyonlara ulaşabilen popüler bir spor yazarının yapmaması gereken hatalarla dolu ve sanki aceleyle kaleme alınmış. İlk önce satır aralarına inelim, sonrasında ise Daum’un Türkiye’deki icraatlarını inceleyelim. Devamı…

altug, Araştırma, kategorisinde yazmış. 44 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , , , , , , , , ,

12 Ekim 2009

truth-lies

İş bitti. Milli takım Dünya Kupası’nın dışında kaldı. Eleştiriler başladı. Daha doğrusu vızıltıların seviyesi biraz arttı. 4 yıl 4 aydır yapılan teknik ve idari hatalar şimdi farkedildi.

4 yıl 4 aydır soru sormaya bile korkan milli yorumcuların bir anda gözlerindeki perde kalktı.

Ama bakın o perde kalkınca ne görmeye başladılar??  Sınıflara ayırırsak: Devamı…

ebru, Türk Futbolu, kategorisinde yazmış. 2 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,

8 Ekim 2009

linderoth1

2007 yazında imzayı attığında yılın önemli transferleri listesine adını yazmıştık. Zira istikrarlı, takımı rahatlatıp arkadaki pis işleri yapabilen ve gerektiğinde takımın hücuma çıkarken pas organizasyonuna katkı sağlayacak bir defansif orta saha bulabilmek pek kolay değildi(r). Hele şöhreti ve saygınlığı olan birini getirebilmek… Ama adının yanına bir de not düşmüştük: Sakatlık. Özellikle Everton döneminde ciddi sakatlıklar yaşamıştı ve kronikleşmeye gittiği şüpheleri artmıştı. Bu onu hem yavaşlatıyor hem de zayıf kılıyordu. Uzun ve yoğun sezonun ne kadarında hazır olabileceği şüpheliydi. Tabi bu detaylar, yani riskler spor medyamızda fazla dile getiril(e)medi.

Şimdi ise karşımızda şöyle bir bilanço var:  Yaklaşık 2 yıl 3 aydır lig – kupa – Avrupa kupalarında toplam 14 maç oynayıp (bazı rivayetlere göre 15), 3 milyon avro bonservis ödenen (bazı rivayetlere göre 3.50 milyon avro), 1.2 milyon avro (bazı rivayetlere göre 1.750 milyon avro) garanti para alan bir futbolcu. Devamı…

ebru, Medya, kategorisinde yazmış. 3 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , ,

5 Ekim 2009

bursa_alex_sk

Geçen yıl bu rakamları vurgulamıştım. Tamer Bağlan’ın 14 ocak 2009′da Fanatik Gazetesi’ndeki yazısında özetlediği gibi o tarihe kadar bilanço şu şekildeydi:

“2004-2005 sezonundan bu yana, yani dört buçuk sezondur Süper Lig’de Alex’e gösterilen sarı kart sayısı 26.Aynı sürede Roman Kratochvil’in gördüğü sarı kart 6, Servet Çetin’in 11, Gökhan Zan’ın 14…
Devamı…

ebru, Fenerbahçe, kategorisinde yazmış. 9 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , ,

22 Eylül 2009

europaleague

Herşey Aziz Yıldırım’ın Türkiye Süper Ligi’nde elde edilecek başarıyı öncelikli hedef göstermesi ile başladı. Ligimizi tanıyan ve bu ligde daha önce iki ayrı takımla şampiyon olmayı başarmış olan Daum takımın teknik direktörü olduğunda ise “tirajik” hedef belli olmuştu.  Öyle ya, Daum Türkiye’de başarılı olmuş ama camianın Avrupa Kupaları’ndaki beklentilerini karşılayamamış bir teknik direktör olarak çoktan etiketlenmişti.

Kızılca kıyamet koptu… Devamı…

altug, Araştırma, kategorisinde yazmış. 1 Yorum yapılmış (Yorumlar)
Etiketler : , , , , ,



Copyright ©2009. Her hakkı saklıdır...
Bu blog Wordpress ile hazırlanmıştır. Teşekkürlerimizle...

RSS Feed.