23 Kasım 2009
Galatasaray Cafe Crown’a verilen ceza açıklandı da sokaktaki vatandaşın bile aklına takılan sorular cevapsız kaldı. Tirajik şekilde bu skandalı “duymayan”, “atlayan”, “farkedemeyen” basketbol medyası belki bu sefer kaçırmaz:
1. Olaya karışan ve sorumlu gösterilen teknik kadro ve oyuncuya ortalama 2 yıl men cezası verildi. Cemal Nalga, kulübün isteği ve “birşey olmaz, hallederiz” telkinleriyle takım arkadaşının formasını giyip oynadığı için 2 yıl hak mahrumiyeti aldı. Oysa doping yapan ve vücuda normal yollarla girmesi mümkün olmayan bu maddeyi nasıl aldığını açıklayamayan Kerem Gönlüm’e sadece 1 yıl ceza verildi. Kısacası doping yapanlar protokole, hazırlık maçında kimlik değiştirenler cehenneme.
2. Türkiye Basketbol Federasyonu kararını açıklarken şu ifadeyi kullanmış:
“17.11.2009 tarihinde Federasyonumuza ulaşan bilgiler üzerine yapılan tahkikat sonucunda Galatasaray CC takımının resmi yazılı dilekçesinin ve ekli belgelerin aksine adı geçen sporcunun 24-26 Eylül 2009 tarihlerinde Almanya’da; EnBW Ludwigsburg ve Deutsche Bank Skyliners takımları ile oynanan hazırlık müsabakalarında Galatasaray CC sporcusu Tufan Ersöz’ün formasını giyerek ve Tufan Ersöz’ün ismi altında oynamak suretiyle fiilen ve resmi müsabaka kâğıdında bu oyuncunun adıyla kaydedilmiş olarak yer aldığı belirlenmiştir.”
Yani “kulübün resmi dilekçesi”, koç Okan Çevik veya takım menajerinin değil.
Yani medyanın bu işi teknik ekibin kişisel hatası olarak göstermek için debelendiği gibi değil.
Farzedelim öyle olsun. Oyak Renault’nun ekimin sonlarına doğru yaptığı itirazı değerlendirirken Galatasaray kulübünden savunma istenmedi mi? Bu savunmayı kim verdi? Altında Galatasaray Kulubü yazmıyor mu? Kimin imzası var?
O savunma, Cemal Nalga’nın bahsi geçen maçlarda oynamadığını Galatasaray Kulübü imzası ile bir kere daha onaylamış olmadı mı? Bu suçu daha da ağırlaştırmadı mı? O zaman bu sahtekarlık nasıl sadece kişilerin hatası olabiliyor?
3. Türkiye içinde yapıldığı söylenen iki maça dair (Istanbul Buyuksehir Belediyespor ve Yesilyurt), Galatasaray’ın resmi internet sitesinde herhangi bir bilgi ve istatistik yok. Söylenenlere göre MHK’den hakem talep edilmiş ve bu hazırlık maçlarına atamalar yapılmış. Olayın özünde “sahtekarlık” varken şüpheye düşen kamuoyuna bu maçların “gerçekliği” ile bilgi ve belge sunulacak mı?
4. Tüm bu komedinin merkezinde oturan ise Galatasaray’dan önce federasyon. Neden mi? Galatasaray Kulübünün, TBF’den veya üst düzey bir yetkiliden hazırlık maçlarında cezanın çekilebileceği onayını aldığını belirttiği unutulmasın. Bu şahıs veya şahıslar kimdir? Yönetmeliklerde net belirtilmemiş, ama bir kaç maddeye baktığınızda da resmi maçları kapsadığı anlaşılan ceza uygulaması hakkında nasıl kişisel olarak böyle bir telkinde bulunabilmiştir? Hadi federasyon bunu gözden kaçırdı diyelim. Ama Oyak Renault ligin ilk haftası itirazını yapınca inceleme başlatıldı. Nedense kararın açıklanması için cezanın ligde denk düştüğü 4 maç beklendi! Yani Galatasaray-Fenerbahçe maçının ertesi günü (sezon öncesi kupa maçlarında kimse resmi itirazda bulunmamıştı). Ve Oyak’ın itirazını reddettiler! Yani “hazırlık maçları resmi maç gibi sayılır” mantıksızlığını, boşluğunu gerekçesiz kabul ettiler.
Bu “durumu örtpas etmek” olarak yorumlanmasa bile ortada görev ihmali var. Zira şart olan soruşturmayı yapmadıkları, yurt dışındaki bu maçları gözden geçirmediklerini, savunmayı veren tarafın yazılı ifadesini yüce makam kelamı gibi kabul ettiklerini gösterir. Bu bir savcının, zanlının avukatının mahkemeye sunduğu delilleri “ya seni yıllardır tanıyorum, iyi çocuksundur, bu kadar yıllık muhabbetimiz var. böyle basit bir konuda yalan söyleyecek değilsin ya” diye geçerli saydığı anlamına gelir.
Peki federasyona cezayı kim verecek? TBF, Nalga ve Galatasaray’ın arkasına sığınıp kendini aklamış mı olacak?





aralık ayından sonra abdi ipekci’de ve dolayısıyla basketbolumuzda meydana gelecek tüm olsumsuzluklardan yüzme federasyonu sorumlu olacak