20 Ekim 2009
Basketbol Federasyonu Kerem Gönlüm davasını bir türlü karara bağlayamayadursun iki kulüp arasında gerginlik tırmanmaya devam ediyor… Bugün (saate bakıyorum da; aslında dün) Efes Pilsen Basketbol Şube Başkanı sert ve doğrudan Aziz Yıldırım’ı hedef alan bir açıklama yaptı.
Öncelikle tabi ki işin bu derece sevimsizleşmesine sebep olan taraf adaleti sağlamakla yükümlü olan ama malesef her iki külübe de bir şekilde gebe kalmış federasyon. Süreç açık, suç belli ama hala açıklanmış bir karar yok. Federasyona koca bir “YUH!”
Türk Sporuna Fayda
Tabi ki Efes Pilsen Basketbol Organizasyonu, Türk Basketbolunda önemli bir yere sahiptir ve tabi ki basketbolumuzun gelişmesi ve kitlelere yayılması aşamasında önemli roller üstlenmiştir. Yetiştirdiği oyuncular ve teknik direktörler değerli insanlardır. Ancak Tuncay Bey’in gözden kaçırmaması gereken konu, Efes Pilsen’in son on yılda kademe kademe yetiştirici kimliğinden uzaklaştığı ve tamamen yarışmacı kimliğe büründüğüdür.
Fenerbahçe gibi 100 yıllık geçmişe sahip, 9 ayrı branşta toplam 1800′den fazla lisanslı sporcuyu bünyesinde barındıran bir kulüple Türk Sporuna fayda konusunda tartışmaya girmek tabirimi maruz görün “sidik yarıştırmak” anlamına gelmektedir. Kaldı ki her iki kulübün, statüleri, kuruluş motivasyonları ve sağladıkları “fayda” son derece farklıdır.
Fenerbahçe’ye devlet desteğiyle bir arazi tahsis edilmiş olabilir, Fenerbahçe buraya spor salonu yanında gelir getirecek başka projeler de hazırlamıştır. Ancak bütün bu projelerin geri dönüşleri yine Türk sporuna katkı olacaktır. Çünkü Fenerbahçe şahıs şirketi değildir. Fenerbahçe kamu faydası için çalışmalar yapmak ve Türk sporunu ileri götürmek amacı ile kurulmuş bir “dernek”tir. Yaptığı harcamalar bir başka işletmenin ödemesi gereken vergilerden düşemediği gibi, harcamalarının vergisini ödemekle yükümlüdür.
Tuncay Özilhan’ın kendisinden beklenen cevapları bir paragrafa sıkıştırıp, geri kalanını devam eden davanın dışında konulardan seçmesi söyleyecek fazla şeyi olmadığını düşündürüyor.
Konunun özü, doping.
Tuncay Özilhan en iyi savunma saldırıdır prensibinden yola çıkmış olsa gerek Fenerbahçe oyuncuları ile ilgili doping dosyalarını gündeme getirerek; “Kaldı ki Aziz Yıldırım önce kulübünün basketbol, voleybol, yüzme ve kürek gibi branşlardaki doping sabıkalarına baksın. Hatırlamakta zorluk çekerse internette yapacağı kısa bir gezinti anılarını tazelemesini sağlayacaktır.” diyor.
Bu açıklamasının yola çıkarak kısa bir gezinti yapalım, hem pek çok forum ve blog sitesinde gözlemlediğimiz bilgi kirliliğinin önüne geçelim hem de Sayın Tuncay Özilhan’ı bilgilendirelim istedik. Belli ki kendisinin araştırması tek yönlü ve üstünkörü yapılmış. Araştırma sonuçlarını okuduğunuzda göreceksiniz ki, doping yaptığı iddia edilen bazı oyuncularla ilgili suçlamalar asılsızdır. Adı halen Fenerbahçe ile anılan bazı oyuncular ise Fenerbahçe’nin oyuncusu değildir. Suçu kanıtlanan oyuncular 2 yıl ceza almış ve Fenerbahçe ile ilişkisi kesilmiştir. Hiçbir vak’ada oyuncu kendisine verilenler dışında bir madde kullanmadığını iddia etmemiştir. Ve yine açıklandığı kadarıyla hiç bir dopingli madde kullanımında aynı müsabakada, aynı takımdan birden fazla oyuncuda yasaklı maddeye rastlanmamıştır.
1-Kaspars Kambala (Basketbol)
13 Aralık 2006′da oynanan Fenerbahçe Ülker – Aris maçında Fenerbahçe oyuncusu Kaspars Kambala’da yasaklı maddeye rastlandığının açıklanmasından sonra Fenerbahçe Ülker söz konusu oyuncuyu süresiz kadro dışı bırakmıştır. İkinci numunesi de pozitif çıkan oyuncunun kullandığı maddenin kokain olduğunun kesinleşmesinin ardından sözleşmesi tek taraflı fesh edilmiştir. Kaspars Kambala 2 yıl ceza almış daha sonra yaptığı savunmada maddeyi kardeşinin ölümü sebebiyle bunalımlı olduğu bir dönemde bir hap ile birlikte bilmeden kullandığını itiraf etmesiyle cezası 14 aya indirilmiştir. Kaspars Kambala bir daha Fenerbahçe forması giymemiştir.
2- Anıl Şenova (Atletizm)
Milli atlet Anıl Şenova’da yasaklı madde Efedrin’e rastlanmıştır. Anıl Şenova iki yıl spordan men cezası almış, Fenerbahçe’nin atletizm liginde aldığı puanlar silinmiş, Fenerbahçe ikinciliğini kaybetmiştir. 5 Nisan 2007 tarihli cezanın kesinleşmesi ile ilgili haberlerde Anıl Şenova’dan Fenerbahçeli sporcu olarak bahsedilmesi üzerine 07 Nisan 2007′de Fenerbahçe Spor Kulübün’den “Bizim sporcumuz değil” başlığıyla yapılan açıklamada şu sözlere yer verilmiştir : “Bazı gazetelerde Fenerbahçeli sporcu olarak yer alan ve yarışmalarda dopingli olduğu tespit edilen Anıl Şenova kulübümüz sporcusu değildir. Adı geçen sporcu 7 ay önce bonservisini talep etmiş ve kulübümüze uyum sağlamadığı gerekçesiyle bonservisi kendisine verilmiştir. Sporcu o haliyle Atletizm federasyonu tarafından Balkan yıldızlar şampiyonası takımında yarıştırılmış ve dopingli olduğu tespit edilmiştir.”
3-Sibel Piroğlu (Yüzme)
Fenerbahçe Spor Kulübü yüzücülerinden Sibel Piroğlu’nda Nerosisteron isimli ilaca rastlanmış, bu durum kamuoyunda Fenerbahçe’li spocu doping yaptı şeklinde aksettirilmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübün’den yapılan açıklamada, Nerosisteron’un bayanların özel günlerinde kulladıkları düzenleyici ilaçlar arasında olduğu için sporcular tarafından kullanımı serbest olan maddeler sınıfında yer almakta olduğu anlatılmıştır. Maddenin kabul edilebilir sınır içerisinde olduğu belgeler ile kanıtlanmış, Sibel Piroğlu aklamış, cezası kaldırılmıştır.
4-Gizem Papila (Yüzme)
Fenerbahçe’li milli sporcu Gizem Papila’da kas gelişimine yardımcı olan yasaklı maddeye rastlanmıştır. Gizem Papila 2 yıl spor müsabakalarından men cezası almış, 9.3.2009′da yaptığı kısa açıklamayla aktif spor yaşantısını noktalamıştır. (www.turkyuzme.com)
5-Burak Hascan (Voleybol)
Burak Hascan 21 Nisan 2007′e Norandros Terone kullandığı gerekçesi ile 2 yıl spor müsabakalarından men cezası almıştır. Hascan yasaklı maddeyi tedavi amaçlı kullandığını belgeleriyle kanıtlayınca cezası 10 aya indirilmiştir. 29 Nisan 2008′de yapılan doping kontrollerinde idrar numunesinde yine aynı maddeye (bu kez geçmişteki miktarın10′da biri) rastlanan Burak Hascan ömür boyu men cezası almıştır. Ne var ki, Norandros Terone maddesi vücuttan 12-18 ay arasında temizlenebilen bir maddedir. Aradan geçen 14 aylık süre içerisinde maddenin kontrolünü yapması gerekirken herhangi bir takip yapmayan Voleybol Federasyonu bir skandala imza atarken, Burak Hascan’ın itirazı tahkim kurulunca haklı bulunmuş ve ömür boyu men cezası iptal edilerek 2 yıl spor müsabakalarından men cezasına çevrilmiştir. Burak Hascan 2008 yılından bu yana Fenerbahçe’nin sporcusu değildir.
6-Özkan Özdek (Kürek)
Fenerbahçe Sporcusu Özkan Özdek hakkıda idrar numunesinde “esrar” maddesine rastlandığı iddia edilmiştir. Oyuncu bu suçlamayı kabul etmediği gibi, Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından yapılan açıklamada kulübe bu konuda bir tebligat yapılmadığı, aynı şekilde WADA’nın da bilgilendirilmediği dolayısıyla WADA kanalıyla da ulaşan herhangi bir tebligat olmadığı belirtilmiştir. Federasyona resmi olmayan kanallardan sözlü olarak iletildiği iddia edilen vak’ada bahsi geçen kontrol yarışma dışı süreçte yapılmıştır (Gerçekten yapıldıysa!) Yine aynı iddiada dile getirilen, Özkan Özdek’in başka bir oyuncunun yerine yarıştırıldığı ve yarışmadan men edilmesi için WADA’nın yaptığı baskı Fenerbahçe Spor Kulübü’nden yapılan açıklamada net bir dille yalanlamıştır. Özkan Özdek’in yerine yarıştırıldığı iddia edilen Berk Günbatı ile aynı yarışta birlikte yarıştığı, organizasyonun resmi web sitesi kaynak gösterilerek açıklanmıştır.
Sayın Tuncay Özilhan’dan söz verdiği üzere konunun üzerine gitmesini, bu skandala kimler karıştıysa Efes Pilsen Organizasyonu’ndan ayıklamasını bekliyoruz. Uzun konuşmasında çizdiği Efes Pilsen profiline yakışanı budur!
Tweet





Tebrik ediyorum sizlerin, fazla yoruma mahal bırakmadan harika bir cevabı tokat gibi yapıştırdığınız için.
Tunca Özilhan’ın sporcu yetiştirmek gibi bir derdi yoktur. Tek derdi reklam ve vergi indirimidir. Zaten sporla azıcık bir ilgisi olsa doping aldığı çok net belli olan bir sporcunun arkasında durmayıp, federasyonu beklemeden ilişiğini keserdi. Ahlak sporda en önemli kavramların başında gelmektedir.